Kemalist Kalkınma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kemalist Kalkınma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Aralık 2013 Cuma

KEMALİST KALKINMA-6 (ULAŞIM VE BAYINDIRLIK)





Cumhuriyetle başlayan ulusçu girişimler, sonuçlarını kısa sürede gösterdi. 1922-1925 arasında fiyat artış oranı yani enflasyon, yılda yüzde 3.12, 1925-1927 arasında ise yüzde 1 oldu. Bazı fiyatlarda ucuzlama görüldü. Türk parası yabancı paralar karşısında değer yitirmedi, aksine bazılarına karşı değer kazandı. 1924 yılında 9,5 kuruş olan Fransız Frangı, 1929 yılında 7,7 kuruşa, 187 kuruş olan bir ABD Doları 127 kuruşa düştü. Aynı dönemde, bir İsviçre Frangı 34 kuruştan 37 kuruşa, bir Alman Markı 44 kuruştan 46 kuruşa çıktı. İngiliz Sterlini 1925’de 895 kuruşken, 1938’de 616 kuruşa düştü. Bunlar dünyanın en güçlü paralarıydı. Dış ticaret açığı, 1930’da ihracat fazlasına dönüştü. Cumhuriyetin ilk yıllarında hiç olmayan altın stoku, 1931’de 6 127 ton, 1933’te 17 695 ton, 1937’de ise 26 107 tona ulaştı. Yine ilk yıllarda hiç olmayan döviz stoku ise, 1938 yılında 28,3 milyon dolara çıktı.

25 Aralık 2013 Çarşamba

KEMALİST KALKINMA-5 (SANAYİLEŞME)


1923’te, ülkede yatırıma dönüşecek bir sermaye birikimi, bağlı olarak sanayi yatırımı bulunmuyordu. Devletin birkaç silah atölyesi, Hereke ve Feshane gibi dokuma fabrikası dışında üretim yapan bir yer yoktu. Özel girişime ait büyük sanayi yatırımının kendisi değil, düşüncesi bile gündemde değildi. Ülke, Avrupa mallarının serbestçe satıldığı, bir açık pazar durumundaydı. Ulusal üretime dayalı ekonomik büyümeyi, toplumsal gönenci sağlamanın tek yolu olarak gören anlayışıyla, üretime, özel olarak da sanayi üretimine önem verildi ve ülke gerçeklerine uygun, tutarlı bir sanayileşme programı hazırlandı. Sosyalist olmayan bir ülke, dünyada ilk kez, kalkınma programı hazırlıyordu.

21 Aralık 2013 Cumartesi

KEMALİST KALKINMA-3 (İZMİR İKTİSAT KONGRESİ)



İzmir İktisat Kongresi, Türkiye için önem taşıyan günlerde toplanmıştı. Lozan ’da başlayan barış görüşmeleri, 4 Şubat’ta kesilmiş ve Türk Kurulu yurda dönmüştü. Avrupalılar; kapitülasyonlar, tazminatlar, ekonomik ayrıcalıklar, Boğazlar ve Irak sınır belirlemesi konusunda, kabul edilmez koşullar ileri sürüyor; Türkiye’yi, ekonomik dayanaklarıyla tam bağımsız ve özgür bir ulus devlet olarak kabul etmek istemiyordu. Konferans ’ın kesilme nedeni buydu. Böyle bir aşamada toplanan İzmir İktisat Kongresi, Türkiye’nin tam bağımsızlık konusundaki kararlılığını, hem Lozan katılımcılarına hem de tüm dünyaya, bir kez daha ve en açık biçimiyle bildirecek, bunun nasıl gerçekleştirileceğini ortaya koyacaktı. Bu işlevi nedeniyle, İzmir İktisat Kongresi, yalnızca Türkiye’yi ilgilendiren bir eylem olmaktan çıkarak uluslararası bir boyut kazanmış; ekonomi kaynaklı olmasına karşın siyasi bir etkinlik haline gelmişti.

 

18 Aralık 2013 Çarşamba

KEMALİST KALKINMA-2 (AŞILAN YOKSULLUK ve HALKIN GÜCÜ)





Cumhuriyet ilan edildiğinde nüfusun yüzde 80’inden çoğu köylüydü. Köylüler kapalı birimler halinde, ürettiğini tüketen ve yoksulluk sınırının altında yaşayan, örgütsüz ve dağınık bir kitle durumundaydı. Ulaşım gelişmemiş, pazar ilişkileri oluşmamıştı. 1927 yılı Sanayi Sayımı’na göre, el sanayi işletmeleri yani tamirhaneler dahil 33085 iş yeri ve bu işyerlerinde çıraklar dahil 76216 işçi vardı. Her işyerine 2-3 işçi düşüyordu. Burjuvazi, proleterya gibi sınıflar oluşmamıştı. Sermaye birikimi yoktu. İç ticaretle uğraşan 18000 işyerinin; yüzde 47’si Rumlara, yüzde 22’si Ermenilere, yüzde 18’i Levantenlere (Avrupa kökenliler) aitken, yalnızca yüzde 13’ü Türklerindi. İç ve dış ticaret, sanayi, madencilik, mali sermaye kuruluşları ve bankacılık Türk ve Müslüman olmayanların elindeydi. Azınlıkların ülkeyi terk etmesiyle, Türkiye’de ticaretin duracağına, bankaların çalışmayacağına hatta Türk makinist olmaması nedeniyle demiryolu ulaşımının yapılamayacağına inanılıyordu.

16 Aralık 2013 Pazartesi

KEMALİST KALKINMA-1 (YARATILAN YENİ YÖNTEM)

















“Çin mucizesini” yaratan 1978 yenileşmesinin uyguladığı kalkınma yöntemiyle, Türkiye’de 1923-1938 arasında uygulanan yöntem arasında büyük bir benzerlik vardır. Devletçiliğin belirleyici olduğu, özel girişime yer ve destek veren, yabancı sermayeyi denetleyerek kabul eden, sosyal piyasa ekonomisi denilen karma ekonomi, Türkiye’de Çin’den yarım yüzyıl önce bulunmuş ve uygulanmıştı. Bu gerçeği 6 bölüm olarak yayınlayacağımız “Kemalist Kalkınma Yöntemi” başlıklı araştırmayla ortaya koymaya çalışacağız. Kemalizmi benimseyen benimsemeyen herkesi yazıları incelemeye ve eleştirmeye davet ediyoruz.