Cumhuriyetle başlayan ulusçu girişimler, sonuçlarını kısa sürede
gösterdi. 1922-1925 arasında fiyat artış oranı yani enflasyon, yılda yüzde
3.12, 1925-1927 arasında ise yüzde 1 oldu. Bazı fiyatlarda ucuzlama görüldü.
Türk parası yabancı paralar karşısında değer yitirmedi, aksine bazılarına karşı
değer kazandı. 1924 yılında 9,5 kuruş olan Fransız Frangı, 1929 yılında
7,7 kuruşa, 187 kuruş olan bir ABD Doları 127 kuruşa düştü. Aynı
dönemde, bir İsviçre Frangı 34 kuruştan 37 kuruşa, bir Alman Markı
44 kuruştan 46 kuruşa çıktı. İngiliz Sterlini 1925’de 895 kuruşken, 1938’de 616
kuruşa düştü. Bunlar dünyanın en güçlü paralarıydı. Dış ticaret
açığı, 1930’da ihracat fazlasına dönüştü. Cumhuriyetin ilk yıllarında hiç olmayan
altın stoku, 1931’de 6 127 ton, 1933’te 17 695 ton, 1937’de ise 26 107 tona
ulaştı. Yine ilk yıllarda hiç olmayan döviz stoku ise, 1938 yılında 28,3 milyon
dolara çıktı.
Ülkemizde toplumsal muhalefetin ve siyasi tartışmanın yoğunlaştığı bir dönem yaşanıyor. Kendiliğinden gelişen kitlesel eylemlerin ve siyasi tartışmaların niteliğini yükseltmek amacıyla bu bloğu oluşturduk. Hiçbir parti, grup ve toplulukla bağımız yoktur. Yazar Metin Aydoğan'ın yazılarını yayınlayacağız. Düşünsel yaşamımıza katkı koyacağına inandığımız yazıların, bilimsel tartışmalara yol açmasını diliyoruz.
Kemalist Kalkınma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kemalist Kalkınma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Aralık 2013 Cuma
25 Aralık 2013 Çarşamba
KEMALİST KALKINMA-5 (SANAYİLEŞME)
1923’te, ülkede yatırıma dönüşecek bir sermaye birikimi, bağlı
olarak sanayi yatırımı bulunmuyordu. Devletin birkaç silah atölyesi, Hereke
ve Feshane gibi dokuma fabrikası dışında üretim yapan bir yer yoktu.
Özel girişime ait büyük sanayi yatırımının kendisi değil, düşüncesi bile
gündemde değildi. Ülke, Avrupa mallarının serbestçe satıldığı, bir açık pazar
durumundaydı. Ulusal üretime dayalı ekonomik büyümeyi, toplumsal gönenci
sağlamanın tek yolu olarak gören anlayışıyla, üretime, özel olarak da sanayi
üretimine önem verildi ve ülke gerçeklerine uygun, tutarlı bir sanayileşme
programı hazırlandı. Sosyalist olmayan bir ülke, dünyada ilk kez, kalkınma
programı hazırlıyordu.
21 Aralık 2013 Cumartesi
KEMALİST KALKINMA-3 (İZMİR İKTİSAT KONGRESİ)
İzmir
İktisat Kongresi,
Türkiye için önem taşıyan günlerde toplanmıştı. Lozan ’da başlayan barış
görüşmeleri, 4 Şubat’ta kesilmiş ve Türk Kurulu yurda dönmüştü. Avrupalılar; kapitülasyonlar,
tazminatlar, ekonomik ayrıcalıklar, Boğazlar ve Irak
sınır belirlemesi konusunda, kabul edilmez koşullar ileri sürüyor;
Türkiye’yi, ekonomik dayanaklarıyla tam bağımsız ve özgür bir ulus devlet
olarak kabul etmek istemiyordu. Konferans ’ın kesilme nedeni buydu.
Böyle bir aşamada toplanan İzmir İktisat Kongresi, Türkiye’nin tam
bağımsızlık konusundaki kararlılığını, hem Lozan katılımcılarına hem de
tüm dünyaya, bir kez daha ve en açık biçimiyle bildirecek, bunun nasıl
gerçekleştirileceğini ortaya koyacaktı. Bu işlevi nedeniyle, İzmir İktisat
Kongresi, yalnızca Türkiye’yi ilgilendiren bir eylem olmaktan çıkarak
uluslararası bir boyut kazanmış; ekonomi kaynaklı olmasına karşın siyasi bir
etkinlik haline gelmişti.
18 Aralık 2013 Çarşamba
KEMALİST KALKINMA-2 (AŞILAN YOKSULLUK ve HALKIN GÜCÜ)
Cumhuriyet ilan edildiğinde nüfusun yüzde
80’inden çoğu köylüydü. Köylüler kapalı birimler halinde, ürettiğini tüketen ve
yoksulluk sınırının altında yaşayan, örgütsüz ve dağınık bir kitle
durumundaydı. Ulaşım gelişmemiş, pazar ilişkileri oluşmamıştı. 1927 yılı Sanayi
Sayımı’na göre, el sanayi işletmeleri yani tamirhaneler dahil 33085 iş yeri ve
bu işyerlerinde çıraklar dahil 76216 işçi vardı. Her işyerine 2-3 işçi
düşüyordu. Burjuvazi, proleterya gibi sınıflar oluşmamıştı. Sermaye birikimi
yoktu. İç ticaretle uğraşan 18000 işyerinin; yüzde 47’si Rumlara, yüzde 22’si
Ermenilere, yüzde 18’i Levantenlere (Avrupa kökenliler) aitken, yalnızca yüzde
13’ü Türklerindi. İç ve dış ticaret, sanayi, madencilik, mali sermaye
kuruluşları ve bankacılık Türk ve Müslüman olmayanların elindeydi. Azınlıkların
ülkeyi terk etmesiyle, Türkiye’de ticaretin duracağına, bankaların
çalışmayacağına hatta Türk makinist olmaması nedeniyle demiryolu ulaşımının
yapılamayacağına inanılıyordu.
16 Aralık 2013 Pazartesi
KEMALİST KALKINMA-1 (YARATILAN YENİ YÖNTEM)
“Çin
mucizesini” yaratan 1978 yenileşmesinin uyguladığı kalkınma yöntemiyle,
Türkiye’de 1923-1938 arasında uygulanan yöntem arasında büyük bir benzerlik
vardır. Devletçiliğin belirleyici olduğu, özel girişime yer ve destek veren,
yabancı sermayeyi denetleyerek kabul eden, sosyal piyasa ekonomisi denilen
karma ekonomi, Türkiye’de Çin’den yarım yüzyıl önce bulunmuş ve uygulanmıştı.
Bu gerçeği 6 bölüm olarak yayınlayacağımız “Kemalist Kalkınma Yöntemi” başlıklı
araştırmayla ortaya koymaya çalışacağız. Kemalizmi benimseyen benimsemeyen
herkesi yazıları incelemeye ve eleştirmeye davet ediyoruz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




