19 Mayıs 2019 Pazar

19 MAYIS 1919: ÖZGÜRLÜĞÜN ŞAFAĞI



Başarılı olabilmek için, büyük bir irade gücüne, nitelikli düşünsel donanıma ve sınırsız bir yurt sevgisine gereksinim vardı. Bu nitelikler, ‘doğal sürükleyici bir güç’ olarak onun yaradılışında bulunuyordu. Aynı nitelikler, yoksul ve eğitimsiz görünen Türk halkının mayasında vardı. İnançlı bir yurtseverin yapması gerekeni yapacak; kendi gücünü, kaynağı olan millet gücüyle birleştirerek ülkesini kurtaracak bir eyleme; ulusal bağımsızlık eylemine girişecekti. Bu girişim, kendi adına bir şey istemeyen, ‘şan ve şeref peşinde koşmayan’, yalnızca ‘geleceğin Türkiyesi üzerinde tasarladığı yapıcı düşüncelere’ yönelmiş olan bir yurtseverin tutkulu eylemiydi.

18 Mayıs 2019 Cumartesi

MUSTAFA KEMAL VE ‘KURŞUNA DİZDİRECEK’ RAPORLAR



Ordu komutanlığı döneminde yaptığı yazılı uyarılar içinde, 20 Eylül 1917 ile 24 Eylül 1917 tarihini taşıyan iki rapor, çok başka bir öneme ve yere sahiptir. Genelkurmay ile Sadrazam Talat Paşa’ya gönderdiği raporlar, savaşın sonucunu, Mondoros Mütarekesi’nden 13 ay önce görmüş ve hükümeti uyarmıştır. Kimi araştırmacının, ‘kurşuna dizilmesine bile yol açabilecek’ kadar disiplin aşımı olarak değerlendirenbu raporlar, sorumluluktan kaçmayan bir komutanın, ulusal varlığa duyarlı bir aydının görüşlerini içerir. Bilimsel donanımı ve kültürel düzeyi yüksektir. Ülke ve dünyayı tanıyan bir anlayışla yazılmıştır.

15 Mayıs 2019 Çarşamba

İZMİR’İN İŞGALİ



15 Mayıs 1919 İzmir’in işgalini, yüksek rütbeli bir Fransız subayı not defterine şöyle yazmıştı: “Yunan birlikleri, çılgınca ‘zito Venizelos’ diye bağıran yerli Rumlarla birlikte, içinde direnmeme emrini alan çok sayıda Türk askerinin bulunduğu büyük kışlanın (Sarı Kışla) önüne geldiler. Bu sırada, tahrikçi bir Yunan ajanı tarafından patlatılan bir tabanca sesi ortalığı çınlattı. Bu, beklenen bir işaretti. Yunan askerleri hemen kışla karşısında mevzi aldılar ve bir ateş salvosu başladı. Kışlanın içinde ölü ve yaralılar yere serildiler... Daha sonra ateş yavaşlayınca, Türk komutan çıktı. Tehditler ve küfürler arasında, komutana bazı emirler verildi. Türk subay ve erler, kışlayı terk edecekler ve derhal gemilere bineceklerdi. Çıkış başladı, ayakta yürüyebilecek durumdaki yaralılar, arkadaşlarının yardımıyla kafileye katıldılar. Limana doğru yürüyorlardı. Hakaretler, tecavüz ve cinayetler başladı, Türk subaylar, tüfek dipçikleri ve süngülerle hırpalandılar. Üstleri arandı ve soyuldular. Hayatta kalarak oraya kadar gelebilmiş olanlara; Petris kruvazöründen, destroyerlerden, İzmir’deki Yunan Bankası ve çevresinden ve civardaki Rum evlerinden ateş açıldı. Otuzdan fazla subay vurularak, binecekleri geminin önünde rıhtıma düştü. Geri kalanlar, türlü hakaretlerle bindikleri geminin ambarına, hayvanların yanına tıkıldılar”.1

11 Mayıs 2019 Cumartesi

KÜRESEL GERİLİM VE ÇİN’İN ‘İPEKYOLU’



Dünya 21. yüzyıl’a, yüzyıl öncesindekine benzer koşullarla girdi. Yeniden çok kutuplu duruma gelen ve emperyalist devletlerin azgelişmiş ülkeler üzerinde baskı kurduğu bir dünyada, etkinlik alanları için savaşım giderek kızışıyor. ABD, Japonya, Almanya, Rusya ve Çin arasındaki ekonomik rekabet şiddetleniyor. Amerikalılar gelişmelerden rahatsız. Dünya liderliğini yitirmekte olduğunu görüyor ve çaresizliği nedeniyle dünya önderliğini bir oranda paylaşmaya razı. Küresel etkinlikte, tek başına girişimde bulunamıyor, bağlaşıklarının yardımına gereksinimi var. Ama onlar artık müttefikten çok ekonomik rakip durumunda.

9 Mayıs 2019 Perşembe

DOLAR ARTIYOR, KÖPRÜ ZARARLARI BÜYÜYOR



Köprü, tünel ve otoyollarda, araç geçiş ücretlerinde artış ABD tüketici endeksine (CPI) bağlanmış. Bu endeks, 2017-2018 için yüzde 2,5 dur. Yani geçiş ücretleri, hem dolar olarak hem de Türk lirasının değer yitimi nedeniyle artıyor. Araç geçiş garantileri yüksek tutulmuş. Geçişler garantiyi karşılamıyor. ‘Alınmayan hizmet karşılığı’ adı verilen uygulamayla, köprü ve otoyollardan geçmeyen araçlar için fazladan ödeme yapılıyor. Avrasya Tüneli, Osmangazi ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçmeyen araçlar; 2018 bütçesine 6,2 milyar, 2019 bütçesine 4,5 milyar lira ödenek kondu. Geçişler az, dolar artışı fazla. Bu nedenle, her yıl 2 Ocak’ta, Türk lirası olarak belirlenecek geçiş bedelleri yüksek oluyor/olacak. Gelir düzeyi düşen insanlar, köprü ve yolları daha az kullanacak. Artmakta olan tepkiyi azaltmak için, geçiş ücretlerindeki KDV yüzde 18’den yüzde 8’e düşürüldü. Yani, hazine gelirinden köprülere dolaylı olarak yeni bir kaynak daha aktarılmış oldu.