AKP
Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan, “bir anonim şirket nasıl yönetiliyorsa
Türkiye de öyle yönetilmelidir” dedi ve ülkeyi öyle ‘yönetti’. Şirket gibi yönetilen Devlet; her
şeyini sattıktan ve ödeyemeyeceği kadar borçlandıktan sonra, şimdi ayakta
kalmaya çalışan halka yükleniyor. Vergileri arttırıyor, yeni vergiler koyuyor,
zam yapıyor. Sürekli duruma gelen zam uygulamaları; sağnak haline gelerek, tüm ağırlığıyla halkın omuzlarına çöküyor.
Emeğiyle geçinenler, gelir düşüklüğünün kıskacında yaşayanlar ve işsizler için
yaşam; çekmek zorunda kalınan bir yük haline geliyor. Milyonlarca insan,
gelecekten umudu olmayan ve sürekli yoksullaşan edilgen bir kitleye dönüşüyor.
İnsanlar, ‘bu dünyadan vaz geçiyor’,
kendilerini öbür dünyaya hazırlıyor. Bu durum yabancıların hizmetine girmiş,
para için her şeyi yapan din bezirganlarına, içinde serbestçe hareket
edebilecekleri geniş bir alan yaratıyor. Küçük bir azınlık varsıllaşıyor,
toplum içerden çürüyor.
Ülkemizde toplumsal muhalefetin ve siyasi tartışmanın yoğunlaştığı bir dönem yaşanıyor. Kendiliğinden gelişen kitlesel eylemlerin ve siyasi tartışmaların niteliğini yükseltmek amacıyla bu bloğu oluşturduk. Hiçbir parti, grup ve toplulukla bağımız yoktur. Yazar Metin Aydoğan'ın yazılarını yayınlayacağız. Düşünsel yaşamımıza katkı koyacağına inandığımız yazıların, bilimsel tartışmalara yol açmasını diliyoruz.
4 Ekim 2017 Çarşamba
ÇİN UYGARLIĞINDA TÜRK ETKİSİ
Yazılı tarihin
çok öncesine giden ve yaygın bir iç içe geçmişlik içeren Çin-Türk ilişkileri,
Çin’de birçok ortak hanedanlık ve bölgesel Türk yönetimleri yarattı. İlişkiler,
Çin uygarlığını ileri sıçratan kavşaklardan biri olan M.Ö.9.yüzyılda yeni bir
aşamaya ulaştı. Tarım tekniklerini bilen, at yetiştiren ve gelişkin
savaş arabaları kullanan Türk boyları, Çin
içlerine girerek; Güney’de Yangzi Ciang
ovasına, Kuzey’de Moğolistan’a dek
yayıldılar. Başkent yaptıkları Finghao
(bugünkü Şien) ve Luoyi’de (bugünkü Luoyang)
getirdikleri uygarlığı, kesintisiz biçimde sürdürüp geliştirdiler. M.Ö.8. ve
7.yüzyıllarda değişik üretim biçimleri, yeni demir ve cam teknikleri ortaya
çıkardılar.
3 Ekim 2017 Salı
ÇİN VE KEMALİST KALKINMA
Çin’de, 1977’den
sonra geliştirilen ekonomik kalkınma uygulamaları, Kemalist kalkınma yöntemiyle
büyük bir benzerlik gösterir. Devlet öncüdür ve sosyal niteliklidir.
Kalkınmanın temel gücü ulusal kaynaklardır. Bağımlılık doğurmamak ve üretime
yatırmak koşuluyla dış kredi alınır. Kalkınma planlarına uyması koşuluyla, özel
girişimciliğe yer ve destek verilir. Dışsatım arttırılırken, ulusal pazar
gümrük koruması altında alınır. Barışçı dış politikayla, silahlanma harcamaları
düşürülmeye çalışılır. Laik eğitime, özellikle teknik eğitime özel önem
verilir. Köy ve tarım sorunları devlet desteğinde birinci sırayı alır.
2 Ekim 2017 Pazartesi
ÇİN DEVRİMİ (1949-2016)
Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1949 yılında Çin, dünya
gelişme çizelgelerinin en altında yer alan bir ülkeydi. Düzensiz ve kalabalık
kentlerin ürkütücü yaşam koşulları, uçsuz bucaksız kırlardaki sonsuz yoksulluk,
yüzyıllara dayalı feodal egemenliğin doğurduğu sosyal gerilik ve giderilmesi
olanaksız görünen ulusal ayrılıklar, büyük boyutlu toplumsal sorunlar olarak
ortada duruyordu.
1 Ekim 2017 Pazar
ÇİN DEVRİMİ (1830-1949)
1 Ekim 1949 günü Çin Halk
Cumhuriyeti kuruldu ve Çin’in bağımsızlığı ilan edildi. 10 milyon kilometrekare
toprağı ve 1 milyar nüfusuyla bu büyük ülke emperyalizmin etki alanından
çıkıyor ve sosyalist ülkeler arasına katılıyordu. 1 Ekim 1949’da silahlı savaşımı
(mücadeleyi) bitiren devrim, sürekli kılınan yenileşme atılımlarıyla bugün
dünyayı bir başka alanda, ekonomi ve toplumsal kalkınma alanında sarsıyor,
dünyanın dengesini değiştiriyor. 20.Yüzyılın ilk yarısında, insanları kent
sokaklarında açlıktan ölen, nüfusunun yüzde 90’nı kırlarda yoksulluk içinde
yaşayan kalabalık nüfuslu bu ülke, başka bir ülkeyi sömürmeden nasıl oluyor da
dünyanın en güçlü birkaç ülkesinden biri olabiliyor. Yarım yüzyıl iç savaş ve
işgallerle boğuştuktan sonra, iliklerine dek sömürülmüş bir sömürgeden bir
dünya devi nasıl yaratılabiliyor? Bunun yanıtını, özellikle kalkınmak isteyen
ezilen ülke insanları vermeli, bunun için de Çin Devrimi’ni dikkatlice
incelemelidir. Çin Devrimi günceldir ve herkes için, özellikle de biz Türkler için
önemlidir. Türk Devrimi ile Çin Devrimi arasında önemli benzerlikler ve
kuşkusuz ayrılıklar vardır. Bu iki devrimin kıyaslanması, günümüz için
uygulanabilir sonuçlar çıkarılmasına yardımcı olacaktır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




