Yazılı
tarihin çok öncesine giden ve yaygın bir iç içe geçmişlik
içeren Çin-Türk ilişkileri, Çin’de birçok ortak hanedanlık
ve bölgesel Türk yönetimleri yarattı. İlişkiler, Çin
uygarlığını ileri sıçratan kavşaklardan biri olan
M.Ö.9.yüzyılda yeni bir aşamaya ulaştı. Tarım
tekniklerini bilen,
at
yetiştiren
ve gelişkin
savaş
arabaları
kullanan
Türk boyları, Çin içlerine girerek; güneyde Yangzi
Ciang
ovasına, kuzeyde Moğolistan’a
dek yayıldılar. Başkent yaptıkları Finghao
(bugünkü Şien) ve Luoyi’de
(bugünkü Luoyang) getirdikleri uygarlığı, kesintisiz biçimde
sürdürüp geliştirdiler. M.Ö.8. ve 7.yüzyıllarda değişik
üretim biçimleri, yeni demir ve cam teknikleri ortaya çıkardılar.
Ülkemizde toplumsal muhalefetin ve siyasi tartışmanın yoğunlaştığı bir dönem yaşanıyor. Kendiliğinden gelişen kitlesel eylemlerin ve siyasi tartışmaların niteliğini yükseltmek amacıyla bu bloğu oluşturduk. Hiçbir parti, grup ve toplulukla bağımız yoktur. Yazar Metin Aydoğan'ın yazılarını yayınlayacağız. Düşünsel yaşamımıza katkı koyacağına inandığımız yazıların, bilimsel tartışmalara yol açmasını diliyoruz.
10 Ekim 2014 Cuma
8 Ekim 2014 Çarşamba
ÇİN UYGARLIĞI
“Uçsuz
bucaksız”
Çin’in “uçsuz
bucaksız”
bir tarihi vardır. Bu tarih, M.Ö.7 binli yıllara, söylencelerle
(efsanelerle) renklenen, bilinmezliğin ya da unutulmuşluğun
karanlıklarına gömülmüş zamanlara dek giden “sonsuz”
bir tarihtir. Dünyayı “tanrılar”
ve “cinlerle”
dolu bir yer sayan eski Çin’den kopup insanlığa benzeri olmayan
bir evrim örneği sunarak bugüne ulaşan ve son üç bin yılı
yazılı olan bu koca tarih; eşsiz bir uygarlığı, Çin
Uygarlığını bağrında taşır.
6 Ekim 2014 Pazartesi
İŞGAL İSTANBUL’U VE MUSTAFA KEMAL
İstanbul, 6 Ekim 1923 günü
Tümgeneral Selahattin
Adil komutasındaki
5.Kolordu’nun kente girmesiyle işgalden kurtarıldı. Birkaç yıl
öncesinde düşlere bile giremeyen ve Anadolu’daki halk savaşıyla
sağlanan bu başarı, Türk ulusu için kuşkusuz büyük bir
olaydı. Ancak, bu olayın İstanbul için, bir kentin eylemsel
(fiili) kurtuluşunun ötesinde tarihsel ve kültürel bir boyutu
vardı. İstanbul, çürüyen bir düzenin başkentiydi ve yüzlerce
yıl süren bozulmaların birikimini taşıyordu; yozlaşma ve
yabancılaşmanın merkezi olmuştu. Askeri kurtuluştan sonra
kültürel kurtuluşunu da sağlayarak, ulusal istencin (iradenin)
merkezi Ankara’yla bütünleşecek miydi?
3 Ekim 2014 Cuma
HİNDİSTAN BAĞIMSIZLIK SAVAŞIMI
Hindistan’ın
ulusal bağımsızlığını elde etmesi, yetersiz önderlik
nedeniyle uzun sürdü. Ağır İngiliz baskısı, merkezi devlet
yapısından yoksunluk ve çok sayıdaki yerel feodal gücün
bitmeyen çatışması, işgale karşı tam bağımsızlık
bilincinin oluşmasını geciktirdi. Uzun yıllar İngiliz baskısı
altında yaşayan Hintliler, boyuneğmeyi neredeyse var olabilmenin
koşulu olarak görüyordu. Ancak, İngiltere’nin Anadolu’dan
çıkarılması ve tam bağımsızlık temelinde yeni Türkiye
Cumhuriyeti’nin kurulması, Hint ulusal savaşımı için bir dönüm
noktası oldu. 1923’den sonra, tam bağımsızlık ilkesi, artan ve
güçlenen bir amaç olarak, Hindistan’daki politik gündemin
başına yerleşti.
1 Ekim 2014 Çarşamba
HİNT UYGARLIĞINDA TÜRK ETKİSİ
Türkler,
Hindistan’ı yüzlerce yıl yönetmiş, Hint kültürüne kalıcı
biçimde etki yapmıştır. Önceki yerleşimleri saymazsak
Gaznelilerin gelmesiyle Hindistan’da 857 yıl süren Türk yönetimi
yaşanmış ve Hindistan’a göz
kamaştıran
yapıtlar kazandırılmıştır. 1605-1658 arasındaki Cihangir
ve Cihan
dönemi; Delhi
ve Agra
başta olmak üzere birçok taşra kentinde, zerafet
ve ihtişamın
doruğa ulaştığı yıllar olmuştur. Özellikle Şah
Cihan
tarihe, Hindistan’da yaptırdığı görkemli yapılarla geçti.
Agra’da
Anadolu’dan getirttiği mimar ve ustalara yaptırdığı Tac
Mahal
ve İnci
Camisi
benzersiz yapıtlardı. Delhi’de beş yeni kent kuran Türk
hükümdarlarından sonra, Yedinci
Delhi
olarak tanımlanan Şah
Cihanabat
(Bugünkü Eski Delhi) onun tarafından kurulmuştur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)