10 Ekim 2014 Cuma

ÇİN UYGARLIĞINDA TÜRK ETKİSİ


Yazılı tarihin çok öncesine giden ve yaygın bir iç içe geçmişlik içeren Çin-Türk ilişkileri, Çin’de birçok ortak hanedanlık ve bölgesel Türk yönetimleri yarattı. İlişkiler, Çin uygarlığını ileri sıçratan kavşaklardan biri olan M.Ö.9.yüzyılda yeni bir aşamaya ulaştı. Tarım tekniklerini bilen, at yetiştiren ve gelişkin savaş arabaları kullanan Türk boyları, Çin içlerine girerek; güneyde Yangzi Ciang ovasına, kuzeyde Moğolistan’a dek yayıldılar. Başkent yaptıkları Finghao (bugünkü Şien) ve Luoyi’de (bugünkü Luoyang) getirdikleri uygarlığı, kesintisiz biçimde sürdürüp geliştirdiler. M.Ö.8. ve 7.yüzyıllarda değişik üretim biçimleri, yeni demir ve cam teknikleri ortaya çıkardılar.

8 Ekim 2014 Çarşamba

ÇİN UYGARLIĞI


“Uçsuz bucaksız” Çin’in “uçsuz bucaksız” bir tarihi vardır. Bu tarih, M.Ö.7 binli yıllara, söylencelerle (efsanelerle) renklenen, bilinmezliğin ya da unutulmuşluğun karanlıklarına gömülmüş zamanlara dek giden “sonsuz” bir tarihtir. Dünyayı “tanrılar” ve “cinlerle” dolu bir yer sayan eski Çin’den kopup insanlığa benzeri olmayan bir evrim örneği sunarak bugüne ulaşan ve son üç bin yılı yazılı olan bu koca tarih; eşsiz bir uygarlığı, Çin Uygarlığını bağrında taşır.

6 Ekim 2014 Pazartesi

İŞGAL İSTANBUL’U VE MUSTAFA KEMAL



İstanbul, 6 Ekim 1923 günü Tümgeneral Selahattin Adil komutasındaki 5.Kolordu’nun kente girmesiyle işgalden kurtarıldı. Birkaç yıl öncesinde düşlere bile giremeyen ve Anadolu’daki halk savaşıyla sağlanan bu başarı, Türk ulusu için kuşkusuz büyük bir olaydı. Ancak, bu olayın İstanbul için, bir kentin eylemsel (fiili) kurtuluşunun ötesinde tarihsel ve kültürel bir boyutu vardı. İstanbul, çürüyen bir düzenin başkentiydi ve yüzlerce yıl süren bozulmaların birikimini taşıyordu; yozlaşma ve yabancılaşmanın merkezi olmuştu. Askeri kurtuluştan sonra kültürel kurtuluşunu da sağlayarak, ulusal istencin (iradenin) merkezi Ankara’yla bütünleşecek miydi?

3 Ekim 2014 Cuma

HİNDİSTAN BAĞIMSIZLIK SAVAŞIMI


Hindistan’ın ulusal bağımsızlığını elde etmesi, yetersiz önderlik nedeniyle uzun sürdü. Ağır İngiliz baskısı, merkezi devlet yapısından yoksunluk ve çok sayıdaki yerel feodal gücün bitmeyen çatışması, işgale karşı tam bağımsızlık bilincinin oluşmasını geciktirdi. Uzun yıllar İngiliz baskısı altında yaşayan Hintliler, boyuneğmeyi neredeyse var olabilmenin koşulu olarak görüyordu. Ancak, İngiltere’nin Anadolu’dan çıkarılması ve tam bağımsızlık temelinde yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması, Hint ulusal savaşımı için bir dönüm noktası oldu. 1923’den sonra, tam bağımsızlık ilkesi, artan ve güçlenen bir amaç olarak, Hindistan’daki politik gündemin başına yerleşti.

1 Ekim 2014 Çarşamba

HİNT UYGARLIĞINDA TÜRK ETKİSİ


Türkler, Hindistan’ı yüzlerce yıl yönetmiş, Hint kültürüne kalıcı biçimde etki yapmıştır. Önceki yerleşimleri saymazsak Gaznelilerin gelmesiyle Hindistan’da 857 yıl süren Türk yönetimi yaşanmış ve Hindistan’a göz kamaştıran yapıtlar kazandırılmıştır. 1605-1658 arasındaki Cihangir ve Cihan dönemi; Delhi ve Agra başta olmak üzere birçok taşra kentinde, zerafet ve ihtişamın doruğa ulaştığı yıllar olmuştur. Özellikle Şah Cihan tarihe, Hindistan’da yaptırdığı görkemli yapılarla geçti. Agra’da Anadolu’dan getirttiği mimar ve ustalara yaptırdığı Tac Mahal ve İnci Camisi benzersiz yapıtlardı. Delhi’de beş yeni kent kuran Türk hükümdarlarından sonra, Yedinci Delhi olarak tanımlanan Şah Cihanabat (Bugünkü Eski Delhi) onun tarafından kurulmuştur.