6 Ocak 2016 Çarşamba

AVRUPA GÜÇ DURUMDA


Avrupa’da giderilemeyen ekonomik ve toplumsal bir bunalım yaşanıyor. Pazar gereksinimini karşılamak için oluşturulan Avrupa Birliği, büyüklerin özellikle Almanya’nın etkisi altına girmiş durumda. Fransa ve İngiltere durumdan rahatsız. Kimilerine göre geleceği olmayan AB oluşumu sorunları çözemiyor. Yabancı düşmanlığına dayalı ırkçılık ve milliyetçilik yayılıyor. Ekonomik göstergeler olumlu değil. Orta sınıf küçülüyor, yoksulluk artıyor. Yunanistan, Portekiz, İrlanda, İtalya ve Fransa başta olmak üzere AB ülkeleri akçalı (mali) sorunlarla boğuşuyor. Buna karşın, Türkiye’de Avrupa Birliği’nin peşine takılanların tutumlarında bir değişiklik yok. Sesleri şimdi daha az çıkıyor ancak tek yanlı Gümrük Birliği’nin yıkıcı sonuçlarından söz eden yok.

5 Ocak 2016 Salı

BİLİMDE DOĞU BATI AYRIMI VE TÜRKLER


Geçmişten kopmanın yol açtığı özgüven yoksunluğu, Doğu insanının aşması gereken önemli bir sorundur. Bu sorun ancak geçmişin bilinmesiyle aşılabilir. Nereden, nasıl, neler yaparak gelindiği, bilinmezse; yalnızca geçmiş değil, geleceğe yön veren bugün de kavranamaz. Türklerin geçmişi incelendiğinde yalnızca “sonsuz” bir tarihle değil, güncele yön verecek büyük bir kültürle karşılaşılacaktır. İnsanı temel alan ve toplumsal dayanışmayı yaşatan bu yüksek kültür, ona sahip olanlar için tükenmez bir özgüven kaynağıdır.

3 Ocak 2016 Pazar

KÜRESELLEŞME VE ÜRETİMDE KARMAŞIK İLİŞKİLER


Ücret düşüklüğü ve işsizliğin artmasından etkilenen Amerikalı işçiler ve yerel yöneticiler, öfkelerini yabancı yatırımcılara yönelterek milliyetçi bir tavır içine girdiler. ‘Amerikan malı kullan’ 1990’ların çarpıcısözü (sloganı) oldu. ABD başkanı, Cumhuriyetçi Parti ve birtakım önde gelen Amerikan şirketleri, bu çağrıya uymaya söz verdi. Ancak, asıl sorun, bu istek ne denli güçlü olursa olsun verilen sözün tutulmasının artık çok güç olduğuydu. Amerikalılar; arabalarda, radyo ve TV’lerde, beyaz eşyada, uluslararası ticarete konu olan pek çok üründe hangi malın Amerikan malı olduğunu artık bilmiyordu. California’da üretilen Toyata mı, Suziki ve Isuzu tarafından üretilip General Motor tarafından pazarlanan Geo Metro mu daha Amerikalı? Ford tarafından İngiltere’de üretilen Jaguar mı ya da Mazda tarafından Kentucky’de üretilen Ford Explorer mi yabancı araba?

KÜRESELLEŞME VE ÜRETİMDE KARMAŞIK İLİŞKİLER


Ücret düşüklüğü ve işsizliğin artmasından etkilenen Amerikalı işçiler ve yerel yöneticiler, öfkelerini yabancı yatırımcılara yönelterek milliyetçi bir tavır içine girdiler. ‘Amerikan malı kullan’ 1990’ların çarpıcısözü (sloganı) oldu. ABD başkanı, Cumhuriyetçi Parti ve birtakım önde gelen Amerikan şirketleri, bu çağrıya uymaya söz verdi. Ancak, asıl sorun, bu istek ne denli güçlü olursa olsun verilen sözün tutulmasının artık çok güç olduğuydu. Amerikalılar; arabalarda, radyo ve TV’lerde, beyaz eşyada, uluslararası ticarete konu olan pek çok üründe hangi malın Amerikan malı olduğunu artık bilmiyordu. California’da üretilen Toyata mı, Suziki ve Isuzu tarafından üretilip General Motor tarafından pazarlanan Geo Metro mu daha Amerikalı? Ford tarafından İngiltere’de üretilen Jaguar mı ya da Mazda tarafından Kentucky’de üretilen Ford Explorer mi yabancı araba?

1 Ocak 2016 Cuma

21.YÜZYIL KİMİN OLACAK EMPERYALİST BLOKTA ÇATLAK



Dünya’yı gelecekte nelerin beklediğini görmek istiyorsak aranan yanıtı artık, NATO-Varşova, Arap-İsrail çatışmasında ya da Birleşmiş Milletler görüşmelerinde bulamayız. Bunların yerine ABD-Japonya-Almanya-Çin ve Rusya arasındaki ilişkilere ve bu ilişkilerin azgelişmiş ülkeler üzerindeki etkilerine bakmamız gerekiyor. Sovyetler Birliği’nin dağılması, daha önce çok az insanın düşündüğü bir gerçeği ortaya çıkardı. ABD’nin gölgesinde serpilip gelişen Japonya ve Almanya ile Uzakdoğu’da büyüyen Çin, büyük bir ekonomik güce ulaştı. Bu ülkeler, eriştikleri güce dayanarak artık dünya politikasına ağırlıklarını koymak istiyor. Yeni bloklaşmalar oluşuyor. Sovyet etkisiyle baskı altında kalan çelişkiler olgunlaşarak ortaya çıkıyor ve dünya adeta 20.yüzyılın başlarına geri dönüyor. Dünya etkinlik alanları için kıran kırana bir savaşımın sürdüğü çok kutuplu politik yapıya geri dönüyor