Türk ordusu,
6 Ekim 1923 günü törenle İstanbul’a girdi. İşgalciler, İstanbul’da elkoydukları
silah ve donanımı, 1 Ekim 1923 günü Tümgeneral Selahattin Adil’e teslim
etmiş; 2 Ekim’de, son birliklerini gemilere bindirdirerek ülkeyi terk etmişti. Birkaç
yıl öncesinde düşlere bile giremeyen ve Anadolu’daki halk savaşıyla sağlanan bu
başarı, Türk ulusu için kuşkusuz büyük bir olaydı. Ancak, bu olayın İstanbul
için, kurtuluşun ötesinde tarihsel ve kültürel bir boyutu vardı. İstanbul,
çürüyen bir düzenin başkentiydi ve yüzlerce yıl süren bozulmaların birikimini
taşıyordu; yozlaşma ve yabancılaşmanın merkezi olmuştu. Askeri kurtuluştan
sonra kültürel kurtuluşunu da sağlayarak, ulusal istencin merkezi olan
Ankara’yla bütünleşecek miydi?
Ülkemizde toplumsal muhalefetin ve siyasi tartışmanın yoğunlaştığı bir dönem yaşanıyor. Kendiliğinden gelişen kitlesel eylemlerin ve siyasi tartışmaların niteliğini yükseltmek amacıyla bu bloğu oluşturduk. Hiçbir parti, grup ve toplulukla bağımız yoktur. Yazar Metin Aydoğan'ın yazılarını yayınlayacağız. Düşünsel yaşamımıza katkı koyacağına inandığımız yazıların, bilimsel tartışmalara yol açmasını diliyoruz.
5 Ekim 2016 Çarşamba
3 Ekim 2016 Pazartesi
ÇİN VE KEMALİST KALKINMA
Çin’de, 1977’den
sonra geliştirilen ekonomik kalkınma uygulamaları, Kemalist kalkınma yöntemiyle
büyük bir benzerlik gösterir. Devlet öncüdür ve sosyal niteliklidir.
Kalkınmanın temel gücü ulusal kaynaklardır. Bağımlılık doğurmamak ve üretime
yatırmak koşuluyla dış kredi alınır. Kalkınma planlarına uyması koşuluyla, özel
girişimciliğe yer ve destek verilir. Dışsatım arttırılırken, ulusal pazar
gümrük koruması altında alınır. Barışçı dış politikayla, silahlanma harcamaları
düşürülmeye çalışılır. Laik eğitime, özellikle teknik eğitime özel önem
verilir. Köy ve tarım sorunları devlet desteğinde birinci sırayı alır.
2 Ekim 2016 Pazar
İZMİR “METROPOLİTİ”, FENER RUM PATRİKHANESİ VE AKP
Fener Rum Patriği Bartholomeos, 94 yıl sonra ve
Cumhuriyet tarihinde ilk kez, İzmir’e metropolit atadı. Son metropolit, Türkiye’nin
en güçsüz döneminde Yunanistan’dan İzmir’e görevli olarak gönderilen Yunanistan
doğumlu Hrisostomos Kalafatis’ti. Hrisostomos,
işgal dönemindeki Türk düşmanlığına dayanan eylemleri nedeniyle, 12 Eylül 1922
günü halk tarafından linç edilmişti. Bugün, karasularını 12 mile çıkarıp Türk
adalarını işgal ederek atağa geçen Yunanistan; dağılma sürecinde gördüğü
Türkiye’ye, AKP hükümetinin 3 yıl önce Türk vatandaşı yaptığı Volos doğumlu
Bartholomeos Samaras’ı İzmir’e
gönderiyor. Samaras’ın Metropolitlik
törenine Yunanlı Bakan Yardımcıları katılıyor. İzmir Rum Ortodoks Kilisesi
Başrahibi Kyrillos Sykis; Urla, Çeşme ve Karaburun bölgesinden sorumlu
Piskopos oluyor. Bunların ne anlama geldiğini anlamak için, Fener Rum Patrikhanesi’nin tarihine ve yaptıklarına bakmak
gerekir.
ÇİN DEVRİMİ (1949-2016)
Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1949 yılında Çin,
dünya gelişme çizelgelerinin en altında yer alan bir ülkeydi. Düzensiz ve
kalabalık kentlerin ürkütücü yaşam koşulları, uçsuz bucaksız kırlardaki sonsuz
yoksulluk, yüzyıllara dayalı feodal egemenliğin doğurduğu sosyal gerilik ve
giderilmesi olanaksız görünen ulusal ayrılıklar, büyük boyutlu toplumsal
sorunlar olarak ortada duruyordu.
1 Ekim 2016 Cumartesi
ÇİN DEVRİMİ (1830-1949)
1 Ekim 1949 günü Çin Halk Cumhuriyeti kuruldu ve
Çin’in bağımsızlığı ilan edildi. 10 milyon kilometrekare toprağı ve 1 milyar
nüfusuyla bu büyük ülke emperyalizmin etki alanından çıkıyor ve sosyalist
ülkeler arasına katılıyordu. 1 Ekim 1949’da silahlı savaşımı (mücadeleyi)
bitiren devrim, sürekli kılınan yenileşme atılımlarıyla bugün dünyayı bir başka
alanda, ekonomi ve toplumsal kalkınma alanında sarsıyor, dünyanın dengesini
değiştiriyor. 20.Yüzyılın ilk yarısında, insanları kent sokaklarında açlıktan
ölen, nüfusunun yüzde 90’nı kırlarda yoksulluk içinde yaşayan kalabalık nüfuslu
bu ülke, başka bir ülkeyi sömürmeden nasıl oluyor da dünyanın en güçlü birkaç
ülkesinden biri olabiliyor. Yarım yüzyıl iç savaş ve işgallerle boğuştuktan
sonra, iliklerine dek sömürülmüş bir sömürgeden bir dünya devi nasıl
yaratılabiliyor. Bunun yanıtını, özellikle kalkınmak isteyen ezilen ülke
insanları vermeli, bunun için de Çin Devrimi’ni dikkatlice incelemelidir. Çin
Devrimi günceldir ve herkes için, özellikle de biz Türkler için önemlidir. Türk
Devrimi ile Çin Devrimi arasında önemli benzerlikler ve kuşkusuz ayrılıklar
vardır. Bu iki devrimin kıyaslanması, günümüz için uygulanabilir sonuçlar
çıkarılmasına yardımcı olacaktır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



