Büyük
şirket yöneticileri, hükümet yetkilileri ve bunların
hizmetindeki politikacılar dışında; çok az insan savaş
istiyordu. İlk savaşın bitiminden henüz 21 yıl geçmiş, bu
savaşta çarpışan insanların çoğu, henüz emekli bile
olmamıştı. ‘Noel’de
biter’ denilen
birinci savaş tam dört yıl sürmüş ve 30 milyon insanın ölümüne
yol aşmıştı. Avrupa nüfusunun yüzde 70’i savaşın acılarını
yaşamıştı. 3 Eylül 1939 akşamı, İngiltere ve Fransa,
Almanya’ya savaş ilan ettiğinde, bir öncekinde olduğu gibi,
Londra sokaklarında, utku umutlarını taşıyan törenler yoktu. Bu
kez Paris’in bulvar kahvelerinde çıt çıkmıyordu.
Ülkemizde toplumsal muhalefetin ve siyasi tartışmanın yoğunlaştığı bir dönem yaşanıyor. Kendiliğinden gelişen kitlesel eylemlerin ve siyasi tartışmaların niteliğini yükseltmek amacıyla bu bloğu oluşturduk. Hiçbir parti, grup ve toplulukla bağımız yoktur. Yazar Metin Aydoğan'ın yazılarını yayınlayacağız. Düşünsel yaşamımıza katkı koyacağına inandığımız yazıların, bilimsel tartışmalara yol açmasını diliyoruz.
6 Ağustos 2015 Perşembe
4 Ağustos 2015 Salı
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONRASI FRANSA (1918-1939)
Fransa,
Anadolu’dan çekilmek zorunda kaldığında Ortadoğu’da
kendisine, Irak ve Basra’ya göre çok daha ‘değersiz’
olan Suriye kalmıştı. Almanya’dan alınan küçük
Alsace-Lorraine’den başka bir toprak kazancı olmamıştı. ABD,
Japonya ve İngiltere Pasifik ve Çin için savaşım verirken
Fransa, ‘verimli’
işletemediği Vietnam’da sıkışıp kalmıştı. Rusya’da
yitirilen sermaye büyük boyutluydu. Yapılmak istenen askeri
karışmalar başarılı olamıyor, Rusya’ya gönderilen savaş
gemilerinde Sovyet yanlısı ayaklanmalar çıkıyordu.
3 Ağustos 2015 Pazartesi
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONRASI İNGİLTERE (1918-1939)
Büyük
devletlerin dış politikalarında dostluk ve güvene yer yoktur.
Çıkar kaygılarının güvensiz ortamında her şey her an
değişebilir. Bugünün dost görüneni yarın açgözlü bir
düşman, düşmanı da uysal bir dost olabilir. İlişkilerde
belirleyici öğe; ulusal çıkar ve kazançtır. İki dünya savaşı
arasında Pasifik’te yaşanan gelişmeler, bu gerçeğin çarpıcı
bir kesitini oluşturur. Yüzyıl başında zirvede olan İngiltere,
eski gücünü yitirince yerini hemen daha güçlü olana bırakmak
zorunda kalmıştır. Uluslararası pazar, bir kurtlar
sofrasıdır
ve bu sofrada geçerli olan tek değer, güçlü olmaktır.
2 Ağustos 2015 Pazar
ERZURUM KONGRESİ (23 Temmuz – 7 Ağustos 1919)
Başarılı olabilmek için, “büyük
bir irade gücüne”,
nitelikli düşünsel donanım ve sınırsız bir yurt sevgisine
gereksinim vardı. Bu nitelikler ise, “doğal
sürükleyici bir güç”
olarak onun yaradılışında bulunuyordu. Aynı nitelikler, yoksul
ve eğitimsiz görünen Türk halkının doğal yapısında da vardı.
İnançlı bir yurtseverin yapması gerekeni yapacak; kendi gücünü,
kaynağı olan millet gücüyle birleştirerek, ülkesini kurtaracak
bir eyleme, ulusal bağımsızlık eylemine girişecekti. Bu girişim,
kendi adına bir şey istemeyen, “şan
ve şeref peşinde koşmayan”,
yalnızca “geleceğin
Türkiyesi üzerinde tasarladığı yapıcı düşüncelere”
yönelmiş olan bir yurtseverin tutkulu eylemiydi.
1 Ağustos 2015 Cumartesi
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONRASI DÜNYA (1918-1939)
Dünya
Savaşı sonrasında dünyanın hemen her yerinde yaşanan; ekonomik,
politik ve askeri olaylar, dünyanın yeni bir çatışmaya doğru
gittiğini gösteriyordu. Emperyalist devletler, kendi aralarında
savaşım içindeyken, birlikte ya da ayrı ayrı Sovyetler Birliği
ve Ulusal Bağımsızlık devinimleriyle uğraşmak zorundaydı...
Kendi aralarındaki güvensiz ve çıkara dayalı ilişkiler,
taşıdığı yüksek çatışma eğilimiyle dünyayı, yeni ve kanlı
bir savaşa götürüyordu. Avrupa ve Uzakdoğu’da politik
ilişkiler, uluslararası sürtüşmelerin yarattığı denetimsiz
bir güçle ısınmayı sürdürüyordu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)