Avrasya
Tüneli, Osmangazi ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçmeyen
araçlar için ödenmek üzere; 2018 bütçesine
6,2 milyar, 2019 bütçesine 4,5 milyar
lira ödenek kondu. Araç geçiş sayıları, 2018’deki gibi olursa bu
ödeneğin yetmeyeceği görülüyor. Geçişler az, dolar artışı fazla. Bu nedenle, her
yıl 2 Ocak’ta, Türk lirası olarak belirlenecek geçiş bedelleri yüksek oluyor/olacak.
Ülkemizde toplumsal muhalefetin ve siyasi tartışmanın yoğunlaştığı bir dönem yaşanıyor. Kendiliğinden gelişen kitlesel eylemlerin ve siyasi tartışmaların niteliğini yükseltmek amacıyla bu bloğu oluşturduk. Hiçbir parti, grup ve toplulukla bağımız yoktur. Yazar Metin Aydoğan'ın yazılarını yayınlayacağız. Düşünsel yaşamımıza katkı koyacağına inandığımız yazıların, bilimsel tartışmalara yol açmasını diliyoruz.
13 Kasım 2019 Çarşamba
10 Kasım 2019 Pazar
ATATÜRK’ÜN HASTALIĞI VE HEKİMLER
Sağlığı, 1935’ten sonra bozulmaya başladı. Bu
kez görülen, eski hastalıklarından birinin depreşerek onu yeniden rahatsız
etmesi değil, dış görünüşüne yansıyan genel bir çöküntüydü. Kendini güçsüz
hissediyor, çabuk yoruluyor ve eski verimiyle çalışamıyordu. Ten rengi hızla
solmuş, yüz hatlarında derin kırışıklıklar oluşmuştu. Onda pek görülmeyen bir
yorgunluk ve bu yorgunluğa bağlı bir bezginlik görülüyordu. Ancak, belirtilere
karşın, rahatsızlığının nedeni karaciğer hastalığı bir türlü saptanamıyordu.
Tanı gecikmesini ve yanlış tedaviyi anlamıştı. İsviçre’de okuyan Afet İnan’a gönderdiği mektupta, “bence doktorların yanlış görüş ve hükümleri
nedeniyle hastalık durmamış, ilerlemiştir” diyor; İsmet İnönü’ye “İsmet, hastalığım çok daha önce bana bütün
ağırlığıyla anlatılsaydı, o zaman işin başında, tam başında önlemini alırdım.
Bu noktaya getirmezdim. Bana yeterince anlatılmadı, gerçekler gizlendi” diye
serzenişte bulunuyordu. Fransa’dan getirilen, Prof. Dr. Frank Fiessinger, kendisini hayrete uğratan bir gerçekle
karşılaşıyor, “Atatürk’e o güne dek
hiçbir kan tahlili yapılmadığını” görüyordu.(x)
8 Kasım 2019 Cuma
SOVYETLER BİRLİĞİ NEDEN ÇÖKTÜ
2.Dünya Savaşı’ndan
sonra; sosyalizmin Rusya’da iç çelişkiler nedeniyle artık yıkılamayacağı, böyle
bir durumun ancak dış saldırıyla ortaya çıkabileceği söyleniyor, bütün dikkat
ve önlemler bu yöne çevriliyordu. Uzay yarışında önde olan, dünyanın en iyi
eğitilmiş kadrolarına ve ikinci büyük ekonomik gücüne sahip, sınırsız doğal
varsıllığı ve büyük bir askeri gücü olan Sovyetler Birliği; söylenenlerin
tersine herhangi bir dış saldırı olmadan kendiliğinden dağıldı. Çöküşün
nedeni neydi? Bu denli güçlü görünen bu büyük ülke nasıl bu denli kolay
dağılır, toplumsal düzeni bu denli kısa bir sürede çökebilirdi?
5 Kasım 2019 Salı
ATATÜRK VE GÜNEŞ DİL KURAMI
Ulus Gazetesi, 2 Kasım 1935 ile 7 Aralık 1935
arasındaki 35 günde, Atatürk’ün 21
yazısını yayınladı. İsimsiz yayınlanan yazılarda, Türkçenin kökleri çok
eskilere gidilerek araştırılıyor, geniş kapsamlı bu çalışmanın sonuçları ‘Güneş Dil Teorisi’ adı verilerek
tartışmaya açılıyordu. Gazete, daha sonra Atatürk’ün
kitapçık haline getirdiği görüşlerini, ‘Güneşdil
Teorisi-Esası ve Kaynakları’ başlığıyla 14 sayfalık bir broşür haline
getirdi ve okurlarına dağıttı. Atatürk,
broşürde şunları söylüyordu: “Burada
anlatılan düşünceler, Türk dilinin etimoloji (kökenbilim), morfoloji (biçim ve
yapı bilimi) ve fonetik (ses bilimi) bakımdan 1932 yılından beri 3 yıldır
yapılan inceleme ve araştırmalara dayanır. Güneş Dil Teorisi, Türk dili üzerine
inceleme yaparken, başka dillerde yapılan araştırmalardan ve dille ilgili
felsefe, psikoloji, ve sosyoloji konularının gözden geçirilmesinden doğmuştur.
Bu doğuş flolojide yeni bir teori olarak görülebilir. Bu teorinin temeli,
insana benliğini güneşin tanıtmış olması düşüncesidir”.x
2 Kasım 2019 Cumartesi
HARF DEVRİMİ
1 Kasım 1928’de
kabul edilen yasayla, Arap harflerine dayanan Osmanlı alfabesine son verildi ve
Türkçe’ye uyumlu Latin
harflerine geçildi. Arap harfleriyle okuyup yazmak, Türk insanı için aşılması
güç bir engel durumundaydı. Karmaşık bir yapıya sahip Arapçada, harfler
sözcüklerin başına, ortasına ya da sonuna geldiğinde ayrı seslerle okunuyordu.
Bu durum, okuma yazma yaşına gelmiş Türk çocukları için büyük sıkıntı
kaynağıydı. Arapçanın gerekli kıldığı ses eşitliğini sağlamak için getirilen;
nokta, çizgi ve işaretler, aynı harften farklı ses elde etmede kullanılıyordu.
Türkçeye uymayan ve Türkler için gerçek bir dil karmaşası yaratan bu durum,
okuma ve yazmayı öğrenme önünde ciddi bir engeldi. Çocuklar, daha önce herhangi
bir sözcüğü öğrenmemiş ya da ezberlememişse, o sözcüğü yazamazdı. Bu da, okuma
yazmada ezberciliği gerekli kılıyordu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




