23 Ekim 2019 Çarşamba

RUS DEVRİMİ (1917-1922)



Rus Devrimi, 13 Şubat 1917 günü, Petrograd’ta, açlık çeken ve eksi yirmibeş derecede ekmek kuyruklarında bekleşen kadınların fırınlara saldırmasıyla başladı. Devrim, Miladi Takvim’le 7 Kasım, Julyen Takvimi’yle 25 Ekim 1917’de, yeni bir aşamaya geldi. Bolşevikler yönetime elkoydu ve Sosyalizmin kurulacağı açıklandı. Günün özgün koşullarının ve iyi örgütlenmiş bir parti yetkesinin yarattığı yeni devletin, sosyalizmi ne düzeyde temsil ettiği hala tartışılıyor. Ancak, gözardı edilemez bir gerçekliktir ki, Sovyet Devleti 20.yüzyıla damgasını vurmuş ve Sosyalizmi ‘kitap sayfalarından’ çıkararak, yaşamın içine taşımıştır.

‘Düş’ Gerçek Oluyor

Sosyalizm, Rus Devrimi’ne dek, aydın ve işçi kümeleri dışında pek ciddiye alınmamıştı. İşadamları, hükümet yetkilileri ve kurulu düzen yandaşları sosyalistleri uzun süre, düş peşinde koşan serüvenciler olarak gördü. Onlara göre, 1871 Paris komünü, yerel beceriksizliklerin yol açtığı küçük bir toplumsal yanlışlıktı ve hemen düzeltilmişti. Sosyalizm, kitap sayfalarında kalacak bir düştü.
Çarlığın kısa sürede yıkılmasına neden olan Şubat Devrimi’ni Petrogradlı kadınlar başlattı. Kitle eylemlerine karşı hazır durumunda tutulan Petrograd garnizonuna, iyi örgütlenmiş polis ve kazak birliklerine karşın, eylemler hızla yayıldı. İşçiler arasında, ortak bir eylem için herhangi bir anlaşma yapılmamış olmasına karşın; kadınlar, 13 Şubat 1917 günü “barış ve ekmek” diyerek Petrograt sokaklarına çıktı.
Kadınları gören dükkan sahipleri kepenklerini kapatıp onlara katıldı. Rus Ordusu’nun en acımasız birlikleri olan kazaklar eyleme müdahale etmemişti. Ertesi gün yapılan gösterilere işçiler de katıldı. Göstericiler kazakları alkışlıyor, polisler de az ötede olayları izliyordu. Üçüncü gün çeşitli örgütler, özellikle Bolşevikler, gösterilerin yönetimini ele aldı. Artık yalnızca ‘barış ve ekmek’ değil ‘Kahrolsun Despotizm’ sloganları da atılıyordu. Kendiliğinden oluşan halk tepkisi, önlenemez bir politik eyleme dönüşmüştü.

Kazaklar Ateş Etmiyor

Olaylar olağanüstü bir hızla yayıldı. Polis bu kez, daha önceleri yaptığı gibi halkın üzerine ateş açmaya başladı. Kazaklar ve askerler ateş açmak istemiyordu. Subayların zorlamasıyla önce havaya daha sonra yerdeki buzlara ateş ettiler.
Kışlalarda kıpırdanmalar başlamıştı. O günkü olaylardan etkilenen askerler, bundan böyle halkın üzerine ateş açmamaya karar vererek ayaklandı. Ertesi gün kışlalardan çıkan askerler işçilere katıldı. 28 Şubat’ta ordunun silah deposunu ele geçirdiler ve 40.000 tüfeğe el koyarak, birkaç saat içinde işçi mahallelerine dağıldılar.1
300 yıllık Rus Çarlığı, başkentinde yoğunlaşan kitle eylemleriyle birkaç gün içinde yıkıldı. On yıllarca ‘donmuş durumda kalan muhalefet’ bir anda canlanmış ve kitleler, yarattıkları devrimin sunduğu sınırsız özgürlük ortamında, kurtulmak istedikleri baskı düzenini tarihin arşivine yollamıştı. Çarlığı deviren Şubat ayaklanmalarında yalnızca 200 kişi ölmüş 1300 kişi yaralanmıştı.2

Karenski ve Geçici Hükümet

Şubat Devrimi’nden sonra Bolşeviklerin katılmadığı Kerenski başkanlığında geçici bir hükümet kuruldu. Geçici hükümet, çalışmalarını parlamento niteliğindeki Duma ile yürütüyordu. Rusya’ya özgü bir yapı olarak 1905’de ilk örneği görülen ve işçi-köylü temsilcilerinden oluşan Sovyetler ise Duma’dan bağımsız bir çalışma yürütüyordu. Sekiz ay süren iki başlılık Ekim Sosyalist Devrimi’yle sona erdi ve bütün iktidar, Sovyetlerde toplandı.
Geçici Hükümet, Rus halkının ruh yapısını ve istemlerini kavrayamamıştı. Savaş istemeyen milyonlarca insana karşın hükümet; şerefli savaştan, zaferden sözediyordu. Duma’yı Batı Avrupa parlamentoları sanıyor ve soyut bir demokrasi havariliğine soyunuyordu. Ancak, çalışmalarını tehlikeli gördüğü Bolşevik Partisi’ni kapatmaktan geri kalmıyordu. Büyük toprak sahiplerinin arazilerine elkoyan köylülere karşı sert davranıyor; grevci işçilere, askerlere, ‘kamu düzenini sağlama’ gerekçesiyle baskı uyguluyordu.
Geçici Hükümet, kendisini yönetime getiren kitlelerden hızla uzaklaştı. Şubat Devrimi’nden sonra yoğun biçimde Geçici Hükümet’i destekleyen işçi ve askerler desteklerini Bolşeviklere çevirdi. İyi örgütlenmiş ve kitlelerin istemlerine somut çözümler öneren Bolşevik Partisi, Haziran’da yapılan I.Sovyet Kurultayı’nda, delegelerin yalnızca yüzde 10’unu kazanmışken, Ekim’de bu oranı yüzde 52’ye yükseltmişti. Birinci kurultayda delegelerin yüzde 84’ünü elinde bulunduran ve Geçici Hükümet’i kuran Menşeviklerle sağ kanat Sosyalist Devrimcilerin delege oranı ise yüzde 26’ya düşmüştü.3

Ekim Devrimi

24 Ekim gecesi saat ikide Bolşevik milisler ve askerler, küçük birimler halinde; garları, elektrik santrallerini, silah depolarını, basımevlerini, telgraf ve telefon merkezlerini, bankaları işgal etmeye başladı. Tutuklu Bolşevikler serbest bırakıldı.
Kışlık Saray’a sıkışan geçici hükümetin iletişimi kesilmişti. Kızıl muhafızlar, denizciler ve askerler sarayı kuşatmış, ünlü Avrora Kruvazörü de kuşatmaya katılmıştı. 25 Ekim Saat 17:00 de Kışlık Saray düşmüştü. Bolşevik güçleri aynı gece Petrograd’ın bütün kritik noktalarını ele geçirdi. Dünyada, Paris Komünü’nden sonra ilk kez sosyalist bir yönetim kurulmuştu.
Sovyet yönetiminin ilk girişimi, savaşan uluslara barış önermek oldu. Hemen ardından büyük toprak sahiplerine, Çarlığa ve kiliseye ait olan toprakların ve taşınmazların, köylü komitelerince teslim alınmasını kabul etti.
Beşten fazla işçi çalıştıran iş yerleri kamulaştırılacak, bütün uluslara ‘kendi kaderini tayin’ hakkı tanınacaktı. Sovyetler Birliği’nin ve tüm Doğu’nun yoksul uluslarına yakın olunacak, onların ulusal bağımsızlık istemlerine saygı gösterilecek ve yardım edilecekti. Bu anlayışla, Aralık 1917’de Finlandiya, Ağustos 1918’de Polonya’nın bağımsızlığı kabul edildi.
17 Aralık 1917’de Almanya ile ateşkes, 3 Mart 1918’de de Almanya, Avusturya-Macaristan, Bulgaristan ve Osmanlı İmparatorluğu’yla Brest-Litovsk Barış Antlaşması’nı imzalandı. Bu anlaşmayla Sovyetler Birliği, 46 milyon insanın yaşadığı bir milyon kilometre kareden fazla toprak yitirdi.4 Polonya, Litvanya, Courland, Riga, Belarusya ve Kafkasya’nın bir bölümü bırakıldı. Kafkasya’dan Kars, Ardahan ve Batum Türkiye’ye verilmiş, diğerlerinin geleceği Bağlaşık Devletleri kararına bırakılmıştı.

Devrim’in Öğrettiği

Ekim Devrimi, kurulu düzene karşı toplumun büyük bir bölümünden bu düzeyde destek alan ender olaylardan biridir. Kitlelerin ruh halini kavrayan iyi örgütlenmiş partilerin, toplumsal gerilimlerin arttığı özel dönemlerde, geniş yığınları yönetebileceği ilk kez Rus Devrimi’nde görülmüştür.
Rus Kentsoyluluğu (burjuvazisi), Çar buyrukçuluğuna karşı savaşım içinde gelişen işçi sınıfına göre; kötü örgütlenmiştir. Politik yönden deneyimsiz ve yetersizdir. Bu yüzden demokratik devrimin öncülüğünü, Rusya’da işçi sınıfı üstlenmiştir.
Bolşevikler, ulusal bağımsızlık, barış ve toprak sorununu içeren demokratik eylemle, kentsoyluluğu alt etmeye yönelik ‘sosyalist’ eylemi tek bir süreçte birleştirmeye çalışmıştır. Oysa, Marksizme göre sosyalist devrimin başarı kazanabilmesi için, üretici güçlerin sosyalist ekonomiyi gerçekleştirebilecek düzeyde gelişmesi ve işçi sınıfının yüksek bir kültüre ulaşmış olması gerekiyordu.
Sosyalizme geçecek ülkelerin; burjuva demokratik devrimlerini tamamlamaları, kapitalist gelişim sürecinde yüksek bir düzeye erişmiş olmaları ve bu işe birkaç gelişmiş ülkenin birlikte girişmeleri gerektiği, bir zorunluluk olarak ileri sürülüyordu. Bolşevik yönetimin sosyalizmi kurmaya yönelmesini onaylamayan zamanın kimi sosyalist kuramcıları, sosyalist devrimin Rusya’da başarıya ulaşamayacağı, ulaşsa bile yönetimi elinde tutamayacağını söylüyordu.
Lenin’in ve bolşevik önderlerin büyük bölümünün dogmacılıkla suçladığı bu görüş, Sovyetler Birliği’nin kendiliğinden yıkıldığı 1991 yılına dek 73 yıl geçerli oldu.

Ödenen Bedel

Bolşeviklerin, yönetimi elde etmeleri kolay oldu ancak korumaları için yüksek bedel ödemeleri gerekti. Devrim’den hemen sonra dağılan Çar Ordusu’nun kimi general ve subayları, beysoylu (aristokrat) kökenli askeri okul öğrencileri, yönetim ayrıcalıklarını yitirenler, kilise ve büyük toprak sahipleri ayaklandı.
Dışarıdan yapılan akçalı ve askeri yardımlar, karşı devrimcileri uzun süre ayakta tuttu ve iç savaş 1922’ye dek sürdü. Ekim Devrimi’ni gerçekleştiren öncü işçi kadrolar ve askerlerin önemli bir bölümü iç savaş sırasında öldü ya da yaralandı.
1917’de 3 024 000 olan sanayi işçilerinin sayısı; 1922’de 1 243 000’e düştü. Üstelik bu işçilerin tümü eski sanayi işçileri değil, savaşa gitmemek için işe giren esnaf, öğrenci ve orta sınıf işsizleriydi.5 Dünya savaşı ve iç savaş, Rusya’nın nüfusunu yüzde 10 azaltmıştı. Fabrikalar, demiryolları tahrip olmuş, sınai üretim gerilemiş, mali ve ticari düzen dağılmıştı.

DİPNOTLAR

1       “Rusya’da Büyük Ekim Devrimi” Dev.ve Karşı Dev.Ans., Gelişim Yay. sf.638
2       “Rusya Şubat-Mart 1917” David Floyd, 20.yy Tarihi, Sayı 21, sf.420
3       “1917 Devrimi” Y.N.Gorodetski, 20.yy. Tar., Gelişim Yay. S: 22, sf.429
4       “BrestLitovsk Antlaşması” JaroslovVatenta, 20.yy Tarihi, Arkın Kit., Sayı 22, sf.436
5       “Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi” İletişim Yay., 2.Cilt, sf.607

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder