11 Ağustos 2018 Cumartesi

DOLAR ARTIYOR, KÖPRÜ ZARARLARI BÜYÜYOR



Köprü, tünel ve otoyollarda, araç geçiş ücretlerinde artış ABD tüketici endeksine (CPI) bağlanmış. Bu endeks, 2017 için yüzde 2,5 dur. Yani geçiş ücretleri, hem dolar olarak hem de Türk lirasının değer yitimi nedeniyle artıyor. Araç geçiş garantileri yüksek tutulmuş. Geçişler garantiyi karşılamıyor. ‘Alınmayan hizmet karşılığı’ adı verilen uygulamayla, köprü ve otoyolları kullanmayan araçlar için fazladan ödeme yapılıyor. Geçişler az, dolar artışı fazla. 2 Ocak’ta, Türk lirası olarak belirlenecek 2019 geçiş bedelleri çok yüksek olacak. Gelir düzeyi düşen insanlar, köprü ve yolları daha az kullanacak. Artmakta olan tepkiyi azaltmak için, geçiş ücretlerindeki KDV yüzde 18’den yüzde 8’e düşürüldü. Yani, hazine gelirinden köprülere dolaylı olarak yeni bir kaynak daha aktarılmış oldu.

9 Ağustos 2018 Perşembe

SEVR, YENİDEN 10 Ağustos 1920 -10 Ağustos 2018


Osmanlı Devleti’nin 1920 yılında imzaladığı Sevr; Türklere Orta Anadolu’da 120 bin kilometrekarelik bir bölgeyi bırakıyordu. Bugün, yabancılar Orta Anadolu dahil Türkiye’nin her yerini kullanabiliyor. Toprak satın alıyor; madenlere, akarsulara ve limanlara sahip olabiliyorlar. Sevr’de oluşturulan ve Türkiye’nin maliyesini düzenleyen ‘Mali Komisyon’un işlevini; bugün, küresel finans oligarşisi yerine getiriyor. Sevr’de, ‘Garanti Sistemi’ adıyla uygulanan mali ayrıcalıklar, Kemal Derviş’in Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı’yla yasalaşmış durumda. Sevr’de, hükümet kendi gümrük vergilerini, Avrupalı devletlerle birlikte belirlemeyi kabul etmişti. Bugün, AB’nin üçüncü ülkelerle (tüm dünya ülkeleri) yaptığı ve yapacağı bütün anlaşmaları önceden kabul etmiş durumda. Sevr’de, azınlıklar; okul, kimsesizler yurdu, hastane, kilise, havra gibi toplumsal ve dinsel kuruluş açmada, mülk edinmede denetim dışında tutuluyordu. Bugün, aynı haklara hükümet kararlarıyla kavuşmuş durumdalar. Sevr’de, ordu tasfiye ediliyordu ama subay tutuklamaları yer almıyordu. Şimdi, hem toplu subay tutuklamaları yapılıyor, hem de ordu tasfiye ediliyor.

1 Ağustos 2018 Çarşamba

ŞEKER SORUNU



Pancar şekerinin yerini almaya başlayan yapay tatlandırıcıların insan sağlığına verdiği zarar, bilimsel kanıtlarıyla ortaya konmuş durumdadır. Yapay bir sanayi ürünü olan tatlandırıcılar, insanda tokluk hissi uyandırmıyor. Ne denli çok alınırsa alınsın, yeme istemi giderilemiyor. Bu da, her türlü hastalığa zemin hazırlayan aşırı şişmanlığa (obezite) yol açıyor. Vücudumuzu yağ üreten bir makineye dönüştürüyor. Kanserden kalp hastalıklarına, karaciğer yetmezliğinden şeker hastalığına kadar birçok kronik hastalığa yol açıyor. Göze zarar veriyor. Piyasada satılan; kolalı gazlı içecekler, meyve suları, reçel, şekerleme, çikolata, sakız,pasta, unlu mamüller, meyveli süt ve yoğurtlarda da yapay tatlandırıcılar kullanılıyor.

27 Temmuz 2018 Cuma

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI VE SONUÇLARI



Birinci Dünya Savaşı, 28 Temmuz 1914’de başladı, 11 Kasım 1918’de bitti. Ekonomik dayanakları olmayan bir savaş bugüne dek görülmedi. Ticari yarışın siyasete taşınarak askeri eyleme dönüşmesi, büyük küçük tüm savaşların ortak özelliğidir. 20.Yüzyıl başında dünyanın genel bir çatışmaya gittiği görülüyordu. 1898-1914 arasında yerel ölçekli çatışmalar sürmekteydi. 1914 yazında ortaya çıkan ve 1918’de bittiğinde 32 ülkenin galip konumda olduğu genel savaş, düşük yoğunluklu yerel savaşların, yoğun ve kapsamlı bir çatışmaya dönüşerek tüm dünyaya yayılmasıydı. Savaşın gerçek sorumluları, uzlaşmaz bir ekonomik yarış içine girmiş olan beş gelişmiş ülkeydi. Almanya, İngiltere, Fransa, ABD ve Japonya.

23 Temmuz 2018 Pazartesi

LOZAN’I UNUTMAK


Tarihçi Nobert Von Bischoff’un, “Türk silahlarının, kazandığı zaferi, uluslararası hukukun kütüğüne geçirmesidir” diye tanımladığı Lozan Antlaşması, 24 Temmuz 1923’te Lozan Üniversitesi tören salonunda imzalandı. Ankara, görüş ve isteklerini büyük oranda Batıya kabul ettirmiş, ulusal egemenlik haklarına yönelik ana amacı etkilemeyen ve çoğu geçici uzlaşmalarla barış sağlanmıştı. Son iki yüz yılda, Türklerin Avrupa’ya karşı kazandığı tek siyasi başarı olan Lozan, gerçek bir ‘diplomatik zaferdi’. Türkiye, Misak-ı Milli sınırlarını ve tam bağımsızlığını Batı’ya kabul ettirmiş, ezilen uluslara emperyalizmin yenilebileceğini göstermişti. Kurtuluş Savaşı ve onun politik sonucu Lozan Antlaşması, hem Batı’nın gelişmiş ülkeleri, hem de Doğu’nun ezilen ulusları üzerinde, 20.yüzyıla yön veren büyük bir etki yaptı. Kısa süre içinde Türkiye’nin sorunu olmaktan çıkarak evrensel boyutlu bir bağımsızlık simgesi haline geldi. Askeri ve hemen ardından gelen siyasi başarı, emperyalist tutsaklıktan kurtulmak isteyen sömürge ve yarı-sömürgelerde büyük bir uyanış sağladı, onlara örnek oldu.