20 Ekim 2018 Cumartesi

TEKEL’İN TASFİYESİ, TÜTÜNDE OSMANLI’YA DÖNÜŞ



TEKEL, tümünü kimsenin alamayacağı kadar büyük olduğu için parçalara ayrılarak satıldı. İlk satış alkollü içkiler bölümünde oldu. 16 alkollü içki işletmesi, stokları ve tüm varlıklarıyla 2004 yılında 292 milyon dolara satıldı. Satış bedeli çok düşüktü. Alıcı firma, şirketi 2 yıl sonra yüzde 270 karla 810 milyon dolara sattı. Yeni alıcı, Texsas Pasific Group adlı Amerikan ortak girişimiydi. Texsas Pasific, şirketi 5 yıl kullandı ve 2011 yılında İngiliz Diageo şirketine tam 2,1 milyar dolara sattı.
 

14 Ekim 2018 Pazar

NUTUK



Atatürk, 15 Ekim 1927 Cuma günü okumaya başladığı Nutuk’u, günde altı saat okuyarak altı günde bitirdi. Yazmaya başlamadan önce; dokuz ay boyunca bilgilerini yeniledi, belge topladı ve mücadele arkadaşlarıyla sıkça bir araya geldi. Düşüncelerini yazıya dökerken, yakın çevresinin görüş ve değerlendirmelerini aldı. Anımsıyamadığı ayrıntılar için, olayları birlikte yaşadığı insanları bulduruyor, onların görüş ve değerlendirmelerini alıyordu. Değinmek istediği bir olayı birkaç kanaldan doğrulamadan kullanmıyordu. Gerçeği yansıtamama ya da yanlış kanı uyandırma kaygısı, çalışmasının her aşamasına egemendi. Doğruluğunu gördüğü uyarıları kesinlikle değerlendiriyor, uyarılara hak verdiğinde, günler süren çalışmasını yeniden ele almaktan çekinmiyordu. İçeriğe olduğu kadar yazılıma da önem veriyordu. Yazdığı notları derleyip son biçimini verirken, beş yüz sayfalık yapıtı kendi elleriyle yazdı; yüzlerce belgeyi, bizzat kendisi toplayıp değerlendirdi. Tümceler ve sözcükler üzerinde titizlikle duruyor, dil bilgisi kurallarına aşırı özen gösteriyor; uygun sözcük kullanımına önem veriyordu.

12 Ekim 2018 Cuma

BAŞKENT YARATMAK



13 Ekim 1923 günü, İsmet Paşa imzasıyla Meclis’e bir maddelik yasa önerisi verildi. Uzun tartışmalardan sonra kabul edilen öneride; ‘Türkiye Devleti’nin yönetim merkezi Ankara şehridir’ diyordu. Ankara’nın başkent yapılması, basit bir kent seçimi değil, tarihsel boyutu olan önemli bir siyasi yönelişti. Kurtuluşun merkezi Ankara’nın, gücünü koruyup geliştirmesi için, Anadolu’yu yüzyıllar boyu sömüren ve bu işi yabancılarla birlikte yapmaktan çekinmeyen çürümüş İstanbul’la hesaplaşması gerekiyordu. Yeni devlet, çıkarcılığa dayalı Batı uyduculuğunun üstesinden gelmek ve tam bağımsızlığa dayanan özgürlükçü anlayışı egemen kılmak için, Anadolu’dan ve ortasındaki Ankara’dan yönetilmeliydi. Güçlü ve özgür bir geleceği yaratmak, Anadolu’ya Anadolu halkının egemen olmasıyla olanaklıydı.

10 Ekim 2018 Çarşamba

ATTİLA İLHAN’I ANARKEN



Su katılmamış bir yurtsever ve kararlı bir anti-emperyalist olan Attila İlhan’ı 11 Ekim 2005’te sonsuzluğa uğurladık. Düşünceleri, şiirleri ve romanlarıyla evrenselliğe ulaşan yüksek nitelikli bu sanat adamı; Türk kültürüne kalın ve kalıcı bir iz bırakarak aramızdan ayrıldı. Attila İlhan, devrimci kişiliğinden ve ilkelerinden ödün vermeyerek kalemiyle savaştı ve yalnızca yaşadığı dönemde değil, etkisini gelecekte de sürdürecek büyük bir yapıtlar bütünü bıraktı. Attila İlhan’nın bedeni öldü ancak kuşkusuz ki o yapıtlarıyla sonsuza dek yaşayacaktır.

7 Ekim 2018 Pazar

BALKAN SAVAŞLARI



8 Ekim 1912’de başlayan ve utanç verici bir yenilgiyle sonuçlanan Balkan Savaşında, günümüzde ders alınması gereken birçok yön vardır. Balkan yenilgisinin nedeni, savaşı başlatan ülkelerin güçlü olması değil, yarı-sömürge haline getirilen Osmanlı İmparatorluğu’nda devlet yapısının içten çürümesiydi. Ordunun gereksinimleri karşılanmıyor, uzun yıllar yeniliklere kapatılarak baskı altına alınıyordu. İktidarlarını korumayı tek siyasi ölçüt sayan padişahlar, ordunun güçsüzleşmesi için hemen her şeyi yapmıştı. Paşalık dahil her türlü rütbe, buyruklarla, saraya bağlı kişilere armağan olarak veriliyordu. Önemli yerlere bunlar getiriliyor, yetenekli ve yurtsever subaylar etkin görevlerden uzak tutuluyordu. Particilik ve düşünce farklılıkları, subaylar arasında ayrıcalıklara yol açmış, orduda sıkı düzen diye bir şey kalmamıştı. Komutanların terfilerinde yeterlilik (liyakat) değil, saraya bağlılık etkili oluyordu.