28 Mayıs 2017 Pazar

GERÇEK “ARAP BAHARI”: NASIR DEVRİMİ



Arap ülkelerinde son dönemde gerçekleşen ve bölge insanına; kan, gözyaşı ve karmaşadan başka bir şey getirmeyen olaylara “Arap Baharı” adı verildi. Arap ülkelerinde 20.yüzyılın ilk yarısında gerçekten bir “bahar” yaşanmıştır. Bu “bahar”, Türk Kurtuluş Savaşı’nı örnek alarak, Mısır'dan Fas'a kadar tüm Arap dünyasını kapsayan anti-emperyalist kurtuluş savaşlarıdır. Mısır’daki Nasır Devrimi gerçek bir uyanış ve yurtsever atılımdı. Yalnızca, güçlü bir yönetimin kurulması değil, 2500 yıllık Mısır tarihinde ilk kez, yerli Mısırlıların yönetime gelmesiydi. Nasır Devrimi, geri ve yoksul bir halkın; yabancı egemenliğinden, sömürüden, tutucu geleneklerden ve örgütsüzlükten kurtularak çağdaş bir ulus durumuna gelme atılımıydı. Türk Devrimi’ni örnek aldı ve Mısır’a çok şey kazandırdı. Bugün, Arap dünyasındaki olayları değerlendirmek için Mısır’ı, Mısır’ı anlamak için de Nasır’ı bilmek gerekir.

Darbe'den Devrim’e

23 Temmuz 1952 gecesi Genel Kurmay Başkanlığı’nı basan Hür Subaylar Örgütü’ne bağlı askerler, Kral’a bağlı yüksek rütbeli subayları gözaltına aldı ve Kurmay Albay Cemal Abdülnasır’ı Genelkurmay Başkanı koltuğuna oturttu. Başlangıçta sıradan bir askeri darbe sanılan eylem, kısa sürede tüm dünyayı şaşırtan bir devrime dönüştü.
1952 Darbesi’nin önemi, yalnızca Mısır ulusal bağımsızlık savaşımında bir dönüm noktası olması değildir. Güçlü bir hükümetin kurulmuş olması da değildir. Darbe’nin önemi, 2500 yıllık Mısır tarihinde ilk kez yönetime gerçek yerli Mısırlıların gelmesi ve bunların tüm Arap dünyası ile 3.Dünya ülkelerinde önemli etkiler yapmış olmasıdır.

Devrim’in Niteliği

Nasır Devrimi’ni ideolojik ölçülere dayanarak nitelemek gerekirse, bu devrimi; anti-emperyalist, anti-feodal, ulusçu bir demokratik devrim olarak tanımlamak gerekir. Adına, kimi çevrelerce Arap Sosyalizmi dense de kuşkusuz sosyalizmle bir ilgisi yoktur.
23 Temmuz devinimi, geri ve yoksul bir halkın; yabancı egemenliğinden, sömürüden, tutucu geleneklerden ve örgütsüzlükten kurtularak çağdaş bir ulus durumuna gelme atılımıydı. Bu atılım; yaratılan değerlerin daha dengeli dağıtılmasını, sağlık ve eğitim hizmetlerinin yaygınlaştırılmasını ve sanayileşmenin sağlanmasını istiyordu. Bunları yapmak için; halkı uzun süre ezen, servetini yağmalayan dış ve iç sömürücü güçlere karşı devrimci yöntemlerin uygulanması gerektiği söylüyordu.

Süveyş Kanalı

Nasır yönetimi, darbeden 4 yıl sonra, 26 Temmuz 1956 günü, Süveyş Kanalı’nın ulusallaştırıldığını, kanal gelirinin Mısır’a ait olacağını ve bu gelirle su sorununu çözecek Assuan Barajı’nın yapılacağını açıkladı. Bu karar, savaş galibi büyük devletlerin 1945’den beri hiç karşılaşmadığı bir girişimdi. İngiltere Başbakanı Eden, Nasır için; “Bunu nasıl yapabilir? Nasıl yapar bunu?”1 diyerek sinir krizleri geçiriyordu.

Yapısal Dönüşümler

Süveyş ulusallaştırıldıktan sonra Mısır’da yapısal dönüşümlere gidildi. İngiliz ve Fransız mallarına el konuldu. Yabancı bankalar ve sigorta şirketleri ulusallaştırıldı. Kanal şirketi devletleştirildi. Mısır ekonomisindeki yabancı sermaye yatırımlarının büyük bölümü tasfiye edildi. Birçok alanda Kamu İktisadi Teşekkülleri (KİT) kuruldu. Kara ve demir yolları, limanlar, hava alanları, enerji kaynakları, barajlar, hava deniz ve kara taşıtlarını içeren ekonomik altyapılar kamulaştırıldı. Var olan devlet yatırımları genişletildi.
1958 yılında planlı kalkınma dönemine geçildi. Ağır sanayi yatırımlarına özel önem verildi. Ulusal nitelikli özel girişimcilik desteklendi, üretim ve tüketim kooperatifleri kuruldu. Mısır Bankası devletleştirilerek merkez bankası yapıldı. Elektrik, su, havagazı, tramvay gibi hizmetler, belediyelerin yetkisine verildi. Dış ticaret devletleştirildi. Son derece ileri bir vergilendirme düzeni kuruldu. İşçi hakları yasallaştırıldı, iş günü yedi saate indirildi. Eğitime önem verildi. Parasız ve zorunlu eğitim Mısır tarihinde ilk kez köylere dek yaygınlaştırıldı.

Toprak Reformu

Uygulanması en güç işlerden olmasına karşın, etkili bir toprak reformu, yaygın biçimde ve çok kısa bir süre içinde uygulandı. 1952 yılında nüfusun ikiyüzde birini oluşturan çok küçük bir azınlık, ekilebilir toprakların üçte birinin iyesiyken (sahibiyken) nüfusun yüzde 72’sini oluşturan yoksul köylüler, toprakların ancak yüzde 13’ünün iyesiydi. Aracılık, ortakçılık yaygın olan tarımsal ilişkilerdi.
Ekilebilir toprak azlığı nedeniyle çöllerin tarıma açılma projeleri hazırlandı. 1970 yılında bir milyon 740 bin feddan çöl, sulama ile tarım alanları haline getirildi. (feddan: bir çift öküzün bir günde sürebildiği tarlayla belirlenen ölçü birimi; yaklaşık 2500 metrekare).2

Sanayi Yatırımları

1952-1962 yılları arasındaki devrimin ilk on yılında, 1 380 milyon Mısır lirası karşılığı yatırım yapıldı, toplam sınai üretimi yüzde 305, demir çelik üretimi yüzde 600, Petrol üretimi yüzde 250, tekstil ve kimya sanayi üretimi yüzde 350, makina sanayi üretimi yüzde 800 arttı.
Ulusal gelir yüzde 100 artış gösterdi. Bu gelirdeki tarım üretiminin payı yüzde 34’den, yüzde 27,8’e düşerken, sanayinin payı yüzde 15.7’den yüzde 22.6’ya yükseldi. Toprak reformundan yararlanan yoksul köylü ailelerin 27 Mısır lirası olan ortalama yıllık geliri, yüzde 556 artışla 150 Mısır lirasına çıktı.3

Eğitim ve Sağlık

Her düzeydeki eğitim parasız hale getirildi. Devrimin ilk on yılında, 5500 yeni okul yapılarak ilkokul sayısı 7700’e yükseltildi. Aynı süre içinde öğrenci sayısı 1 milyon 135 binden, 3 milyon 253 bine çıkarıldı. 1970 yılında okul çağına gelmiş çocukların tümü artık okula gidebiliyordu.4
Sağlık hizmetlerinin parasız olması anayasa maddesi yapıldı ve birbirini bütünleyen sağlık yasaları çıkarıldı. Devrimden 13 yıl sonra, 1965 yılında, doktor sayısı yüzde yüz arttırılmıştı. Kentlerde birçok hastahane açılmış, kırsal alanda sağlık merkezleri kurulmuştu. Ulaşılan bir büyük başka sonuç da, Mısır köylerinin tümüne su getirilmiş olmasıydı. Veremli ve trahomlu hasta sayısı on yıl içinde önemli oranda azaltılmıştı.

Türk Devrimi’nin Mısır’a Etkisi

Mısır, Türk Devrimi’nden en çok etkilenen ülkelerden biridir. Mısır El Ehram Gazetesi, Türk Devrimi için şunları yazıyordu; “Gazi Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki Türkler, yurtlarını tutsaklık zincir ve zulmünden kurtardılar, çelikten pençeleriyle düşmanlarını ezdiler; tüm Doğu halklarını aymazlık uykusundan uyandırdılar. Onlara özgürlük ve bağımsızlık yolunu gösterdiler. Doğu’ya parlak bir örnek oldular”.5

DİPNOTLAR

1         a.g.e. sf.454- 475
2         “Devrimler ve Karşı Devrimler Ansiklopedisi” İletişim Yay., sf.19, sf.449
3         a.g.e., sayı 20, sf.472
4         a.g.e., sayı 20, sf.472
5         “Atatürk İçin Diyorlar ki” Selahattin Çiller, Varlık Yay., sf.101




Arkadaşlarınızla bu yazı paylaşın.

0 yorum:

Yorum Gönder