20 Kasım 2017 Pazartesi

MUSTAFA KEMAL VE GİZLİ ÖRGÜTLER


Mustafa Kemal, İstanbul’da, ulusal direnişi hazırlarken her sınıf ve kesimden değişik insanla dolaylı ya da doğrudan ilişki kurdu. İngilizler’in ünlü istihbaratçıları, onun Saray’dan Sirkeci kayıkçıklarına, kadın örgütlerinden yurt dışı yapılanmalara uzanan bilgi toplama ağıyla başedemiyordu. İşgal güçlerinin koyduğu idam cezasına karşın, milliciler; “büyük bir ustalıkla her yere sızıyor, Saray’dan girip elçiliklerden çıkıyor ve İngilizler’in haber alma servisleriyle adeta alay ediyorlardı”. Direnişçiler, Mustafa Kemal’in yönlendirmesi altında mükemmel bir istihbarat ağı kurdular. Hemen her karşı girişimi önceden öğrendiler, önlem alarak başarısız kıldılar. Kendilerini tümden davaya adamışlardı. Ulusal direnişe katılanlar, “Bizim vücudumuz millete aittir, biz ulusal direnişin bir parçasıyız”  diyordu.

Gizlilik

Mustafa Kemal, İstanbul’a geldiği 13 Kasım 1918’den ayrıldığı 15 Mayıs 1919’a dek geçen 6 ay boyunca, Kurtuluş Savaşı’na hazırlık oluşturan yoğun bir çalışma içinde oldu. İlişki ve çalışmalarını genellikle gizli yürütüyordu. Dışardan bakıldığında, “yenilgiyi kabullenmiş ve Padişah’la Damat Ferit’in politikalarına razı olmuş” gibi görünüyordu.1
İşlerini o denli ustalıkla yürütüyordu ki, İngilizlerin kuşkulanmasına ve onu Malta’ya sürülecekler listesine almalarına2 karşın, açık vermediği için bir şey yapamıyorlardı. Örneğin, millicilerin tutuklanıp kapatıldığı Bekirağa Tutukevi’nin basılarak, tutukluların kurtarılması için bir eylem düzenlemiş, eylemin bildirilmesine karşın, önceden aldığı önlemler nedeniyle İngilizler bir şey kanıtlayamamıştı.3

Örgüt Ustası

İstanbul’da kurulan hemen tüm gizli direniş örgütleriyle ilişkisi vardı. Bunların kurulmasını sağlıyor, yönlendirip yönetiyor ancak üye ya da yönetici olarak görünmüyordu. “Hür ölünecek, fakat asla esir ve zelil yaşanmayacaktır”4 diyen ve gizli çalışan Karakol örgütüyle, kuruluş döneminde ilişkisi vardı. Örgüt yöneticileri Ali Rıza ve İsmail (Canbulat) Beylerle ilişkiyi, çok güvendiği yaveri Cevat Abbas (Gürer) aracılığıyla sürdürüyordu.5
Ankara’ya gidince, yeraltı örgütlerinin tümünü denetim altına almış, kapanan ya da çalışması durdurulan örgütlerin yerine yenilerini kurdurmuştu... Teşkilatı Mahsusa’nın süreklilik gösteren ardılları, Ankara’nın doğrudan buyruğu altındaydı. Bu örgütün Müdürü Hüsamettin Bey’i, 1920 sonunda, Genel Kurmay İstihbarat Birimi’nin başına geçirmek üzere, Ankara’ya getirmişti.6
İstanbul’daki gizli direniş örgütleri, düşman denetimi altındaki depoları basarak silah ve cephanelere el koyuyor, sokağa egemen Rum ve Ermeni çetelerle çatışıyor ve bilgi topluyordu. Gizli evler tutuluyor, az sayıda insanın bildiği toplantı ve buluşma noktaları oluşturuluyordu. Subaylar ve millici memurlar, girişimlere gizli destek veriyor7, ulusal savaşıma kadro buluyorlardı.

Gizli Örgütler

Ulusal direniş, insan gücünü, başta ordu olmak üzere; dağılmış olan Teşkilatı Mahsusa’nın kendini koruyan birimlerinden, zanaatçı ve imalatçı loncalarından, esnaf cemiyetlerinden, Kızılay’dan ve kadın örgütlerinden sağlıyordu. 1918’de, İstanbul’da 18 kadın derneği vardı.8 İlk yeraltı örgütü Karakol’u, Ankara’da Meclis kurulduktan sonra Müdafaa-i Milliye (M.M.), Felâh, Mukavemet’i Bahriye ve İmalat’ı Harbiye gizli örgütleri izledi.
Başlangıçta yorgun, yılgın ve dağınıklık içinde bulunan milliciler, 1918-1923 arasındaki beş yılda ve giderek artan biçimde, etkili bir direniş hareketi yaratmayı başardılar. Gerçekleştirilen çok yönlü ve etkili eylem, bir mucize değil, ustaca tasarlanmış örgütlü bir eylemin doğal sonucuydu. Bilgi toplamadan cephane baskınlarına, Anadolu’ya adam göndermeden silah saklamaya, yaymacadan (propagandadan) para bulmaya dek her tür eylem yapılıyordu. İstanbul camilerinin pek çoğunun bodrumları, savaş malzemesi deposu durumuna getirilmişti.9 Ankara’ya kaçışın ilk durağı Üsküdar sırtlarındaki Özbek Tekkesi’ydi.10

Mim Mim ve Silah Edinme

Ankara’nın gereksinim duyduğu silahların önemli bir bölümü, işgalci güçlerin İstanbul’da depoladığı silahlara el konularak sağlandı. Mustafa Kemal, kurdurup yönlendirdiği Müdafaa-i Milliye Cemiyeti’nin askeri kanadını, başlangıçta İstanbul’un Müslüman halkını, Rum ve Ermeniler’in saldırılarından korumakla görevlendirdi.
Kısa adı M.M. (Mim Mim) olan bu örgütü, daha sonra Ankara’ya silah ve adam taşıma işine verdi. Mim Mim’in başkanlığına, Çanakkale’de yanında onbaşı olarak savaşan Topkapılı Mehmet Bey’i (Cambaz Mehmet) getirdi. M.M. İstanbul’da kendisini korudu ve Rum saldırılarına karşı koymak için, hemen her semtte örgütlendi.11 Ankara’ya geçtikten sonra, örgüt içinde, doğrudan kendisine bağlı sekiz kişilik bir komite oluşturdu. Bu komite, belirlediği kişileri Ankara’ya kaçırıyor, yol giderlerini ve gerekli belgeleri sağlıyordu.12
Mim Mim, baskınlarla ele geçirdiği 38 bin ton silah, cephane ve donanımı, elinde hiçbir motorlu araç olmamasına karşın; kağnılarla, at, deve ya da katırlarla Ankara’ya taşıdı.13 Bu yükün karşılığı; 56 bin süngü, 320 makineli tüfek, 1500 tüfek, bir batarya, 3 bin sandık cephane, 10 bin üniforma, 100 bin nal, 15 bin matara, bin değişik askeri donanımdı.14
Karakollardan, kışlalardan, askeri depolardan silah ve malzeme “çalınıyor!” du. 1921 Mart’ında Davutpaşa Kışlası’ndan el bombaları ve makineli tüfekler çalınmıştı. “Bir eleverenin (muhbirin) bildirmesiyle” İngilizler, Sarıyer Karakolu’nda Anadolu’ya gönderilmeyi bekleyen 374 tüfek, 7 makinalı tüfek 25 el bombası ve 35 kasa cephane bulmuştu.
“Ermeni yetimlerin yerleştirilmesi” gerekçesiyle okullardan çıkarılan Kuleli Askeri Lisesi’nin 800 öğrencisi, götürüldükleri Maçka Kışlası’nın cephanesini neredeyse boşaltıp M.M.’e teslim etmişti. Aynı işi Beylerbeyi Jandarma Okulu öğrencileri de yapmıştı. Yeşilköy Çobançeşme cephaneliğinden 250 bin mermi, Haliç’teki Karaağaç silah deposundan 500 sandık cephane kaybolmuştu!.15

Bilgi Toplama Başarısı

Mustafa Kemal, İstanbul direnişini örgütlerken her sınıf ve kesimden çok değişik insanla dolaylı ya da doğrudan ilişki kurdu. İngilizler’in ünlü istihbaratçıları, onun Saray’dan Sirkeci kayıkçıklarına, kadın örgütlerinden yurt dışı yapılanmalarına uzanan bilgi toplama ağıyla baş edemiyordu.
İşgal güçlerinin koyduğu idam cezasına karşın, milliciler; “büyük bir ustalıkla her yere sızıyor, Saray’dan girip elçiliklerden çıkıyor ve İngilizler’in haber alma servisleriyle adeta alay ediyorlardı”.16 Hemen her karşı girişimi önceden öğrendiler, önlem alarak başarısız kıldılar.

Adanmışlık

Ulusal mücadeleye katılan yurtsever insanlar, kendilerini tümden davaya adamışlardı. Direnişçiler; “bizim vücudumuz millete aittir, biz ulusal direnişin bir parçasıyız”  diyorlardı.17
Fransız yazar Berthe Georges-Gaulis, bu insanları için şu değerlendirmeyi yapmıştır: “Türklerin en sert ve acı tepkileri bile, görünürde bir kayıtsızlık perdesi arkasında gizliydi. Sokakta, size bakmadan geçen bu insanları, herhangi bir direniş yapamayacak durumda sanırdınız. Ama birdenbire ortaya çıkan sert olayları, nedeni anlaşılamayan bu yangınları kimler çıkarıyor? Silah sesleri nereden geliyor? Yönetim makinesinin çarkları arasında kayabilen bu kum taneleri nereden çıkıyor? Avrupalılar, sorumluları gözle görülemeyen ve kavranamayan bu olaylara akıl erdiremiyor. Onların kaba kuvveti, burada iş göremiyor...”18
Halkın direncini kıramayan işgal yönetimi, yalnızca millicileri değil, onlara yardım edenleri de ölüm cezasına çarptırmaya karar verdi ve bu kararı “İstanbul’un her yerine yapıştırdığı ilanlarla” duyurdu.19
Bu duyuru da etkili olmadı ve direniş yayılarak gelişti. Haberalma çalışmaları ve silahlı eylemlerden ayrı olarak, mahallelerde, okullarda ve fabrikalarda, halkı direnişe çağıran bildiriler dağıtıldı.

Direniş Bildirileri

Amiral Bristol’un Mustafa Kemal’in kaleme aldığını varsaydığı20 ve işçilere dağıtılan bir bildiride şunlar yazıyordu: “Bir kısım vicdansız ve şerefsiz devlet adamları, yeşil çuhalı masalarda, bize atalarımızdan miras kalan bu ülkeyi parçalamaya ve bölmeye karar verdiler. Bununla yetinmedikleri gibi ölüm fermanımızı çıkardılar... Üstümüze en menfur kavmi saldırttılar; öyle bir kavim ki, sevgili İzmirimiz’i bizden söküp aldı. Şimdi aynısını Türklüğün beşiği Trakya’da yapmaya çalışıyor... Düvel-i muazzama kökümüzü kazımaya karar verdi. (Ancak biz y.n.) Ülkemizin mübarek köşelerini müdafaa etmek için, silahlar elimizde öleceğiz…”21

Millici Kadınlar

Millici kadınlar, yeraltı direnişinde bilgi toplama ağırlıklı olmak üzere, görev aldılar ve çok başarılı oldular. Kazım (Orbay) Bey’in eşi, Enver Paşa’nın kızkardeşi Mediha Hanım, Amiral de Robeck’in sözleriyle, “Türk kadınlar Derneği’yle bağlantılı ve Kızılay Derneği’nin kadın üyeleriyle birlikte Anadolu’yla düzgün bir haberleşme” düzeni kurmuştu.22
Polis şefi Azmi Bey’in eşi, İtalyanlarla kurulan ilişkilerde görev almış, “sıkça Rodos’a gidip geliyordu”.23
Eski Sadrazamlardan Sait Halim Paşa’nın akrabası Prenses Nimet Muhtar, Avrupa’daki Türk kadınlarını örgütlemiş, “Mustafa Kemal için çalışan bir merkez durumuna getirilen Münih’te” çalışma yürütüyordu.24
Topkapılı Ebe Şahende Hanım (CHP Genel Sekreteri Recep Peker’in kayınvalidesi), Şair Şüküfe Nihal (Başar), Nakiye (Elgün) Hanım, işgal İstanbulu’nda direnişe katılan ve gösterdikleri kararlılıkla herkese örnek olan kadın önderlerdi. Şahende Hanım, gördüğü ağır işkenceye karşın, işgalci güçlere hiçbir bilgi vermemişti.25

Bilgi Toplama

Mustafa Kemal, bilgi toplamayı içeren gizli çalışmaya önem veriyor, bu işlerle doğrudan kendisi ilgileniyordu. Kişisel ilişkileri dahil, her türlü olanağı bu yönde kullandı. Sahip olduğu sıradışı bellek gücüyle adları, yerleri ve olayları asla unutmuyor, halk örgütlerinden Saray’a dek her kesimden insanla, güvene dayalı ilişkiler kuruyordu.
Prenses Mevhibe Celalettin’i, İtalyan İşgal Kuvvetleri Komutanı Kolonel Roletto’nun düzenlediği baloya göndermiş, katılımcılar ve oradaki konuşulanlar hakkında bilgi almıştı.26 II.Abdülhamit’in Kızı Naime Sultan, V.Murat’ın kızı Fehime Sultan, millici yeraltı direnişinin önemli bilgi toplama kaynaklarıydı. Fehime Sultan, Damat Ferit’le Vahdettin’in birlikte oluşturduğu, “halkla Kuvvayı Milliye arasında çatışma çıkarmayı amaçlayan gizli planı” ortaya çıkarıp, M.M. aracılığıyla Ankara’ya bildirmişti.27
Damat Ferit’in “ayaklanma çıkartmak amacıyla ayrılıkçı Kürt örgütleriyle” İstanbul’da yaptığı görüşmeleri bildiren de oydu.28 Daha sonra, Türkiye Büyük Meclisi’nde Tokat milletvekili olan Nazım Bey hakkında M.M.’yi o uyardı. “Nazım Bey, Damat Ferit’in ajanıydı ve bir muhalefet partisi kurması için kendisine 4500 lira ödenmişti. O da Halk İştirâküyyün Fırkası adında bir parti kurmuştu”.29

DİPNOTLAR

1                   “Bozkurt” H.C.Armstrong, Arba Yay., İst.-1996, sf.83
2                   a.g.e. sf.85
3                   a.g.e. sf.84
4                   “Karakol Cemiyeti Nasıl Kurulmuştu” Fethi Tevetoğlu, Yakın Tarihimiz 4:48 (24.01.1963), sf.257-260; ak. Bilge Criss “İşgal Altında İstanbul 1918-1923”, İletişim Yay., 3.Bas., İst.-2000, sf.151
5                   “İşgal Altında İstanbul 1918-1923” B.Criss, İletişim Yay., 3.Bas., İst.-2000, sf.153
6                   a.g.e. sf.173
7                   “Bozkurt” H.C.Armstrong, Arba Yay., İst.-1996, sf.84
8                   “Bir Osmanlı Kadın Örgütü: Osmanlı Müdafaa-i Hukuku Nisvan Cemiyeti” Serpil Çakır, Tarih ve Toplum 66 (Haziran-1989) 16-21; ak. B.Criss “İşgal Altında İstanbul 1918-1923”, İleti. Yay., 3.Bas., sf.19
9                   “İşgal Altında İstanbul 1918-1923” B. Criss, İletişim Yay., 3.Bas., 2000, sf.239
10              “Özbekler Tekkesi” Cengiz Bektaş, Tarih ve Toplum 2:8 (Ağustos-1984) sf.40-45; ak. B.Criss “İşgal Altında İstanbul 1918-1923”, İletişim Yay., 3.Bas., İst.-2000, sf.156
11              “Gaflet Dalalet, Hiyanet” Yılmaz Dikbaş, Top.Dön.Yay., 8.Bas, İst-2003, sf.64
12              “İşgal Altında İstanbul” B. Criss, İletişim Yay., 3.Bas., 2000, sf.182
13              “İstiklal Savaşı’nda Anadolu’ya Kaçırılan Muhimmat ve Askeri Eşya Hakkında Tanzim Edilmiş Mühim Bir Vesika” Hüseyin Dağtekin, Tarih Vesikaları 1:16 (1955); ak. Bilge Criss, a.g.e. sf.184
14              “Milli Mücadelede İttihatçılık” E.J.Zürcher, Bağlam Yay., 2.Bas., sf.129
15              “İşgal Altında İstanbul” B. Criss, İletişim Yay., 3.Bas, İst.-2000, sf.186
16              “Kurtuluş Savaşı Sırasında Türk Milliyetçiliği” B.G.Gaulis, Cumhuriyet Kitapları, İstanbul-1999, sf.31
17              a.g.e. sf.31
18              a.g.e. sf.32-33
19              “Mustafa Kemal” Paul Dumont, Kültür Bak.Yay., 2.Bas., 1994, sf.49
20              U.S. Records 867.00/1329, 19 Tem.1920, Bristol’dan Dışişleri Bakanı’na; ak. B. Criss “İşgal Altında İstanbul 1918-1923”, İletişim Yay., 3.Bas., İst.-2000, sf.135-136
21              a.g.e. sf.135-136
22              FO371/5170, 16.09.1920, de Robeck’tenCurzon’a; ak. B. Criss sf.179
23              a.g.e. sf.179
24              a.g.e. sf.180
25              “Belgelerle Kurtuluş Savaşı’nda Casusluk Örgütleri” ErgunHiçyılmaz, sf.54-55; ak B. Criss, a.g.e. sf.18
26              “Atatürk’ün İstanbul’daki Çalışmaları” S. Borak, Kaynak Yay., 2. Bas., İst.-1996, sf.225
27              “İşgal Altında İstanbul” B.Criss, İletişim Yay., 3.Bas. İst.-2000, sf.181
28              a.g.e. sf.
29              “Muhterem Casuslar” RaziYalkın, Tarih Dünyası 2:12-14 (1 Ekim-1 Kasım 1950); ak. B. Criss, a.g.e. sf.181








Arkadaşlarınızla bu yazı paylaşın.

0 yorum:

Yorum Gönder