4 Aralık 2017 Pazartesi

SİYASETTE “KUTSAL İTTİFAK”; ÖZELLEŞTİRME


Türkiye’de bugüne dek değişik büyüklükte 204 KİT, 94 kuruluşta bulunan kamu payları (halka arz ve İMKB’de hisse satışı yoluyla), 10 liman, 81 elektrik santrali, 40 Tesis/işletme, 3 bin 483 taşınmaz, 3 gemi ve 36 maden sahası satılmıştır. Satışların toplam tutarı 68 milyar dolardır. Satış bedelleri ve sözleşme koşulları incelendiğinde göze çarpan ilk özellik, satışların düşük bedellerle ve işletmenin bankadaki parasıyla birlikte satılmış olmasıdır. Kimi satışta bedeller o denli düşüktür ki satılan malın adeta üstüne para verilmiştir. Seka Balıkesir İşletmesi 1,1 milyon, Amasya Şeker 1,25 milyon (Balıkesir Seka ve Amasya Şeker’in satış bedeli İstanbul’da ortalama bir dairenin fiyatı kadardır), PETKİM 273,7 milyon, Seydişehir Alüminyum (tüm taşınmazlar ve barajıyla birlikte) 305 milyon, SEKA Aksu İşletmeleri 3,5 milyon, Eti Bakır 21,8 milyon, TÜPRAŞ 453,9 milyon dolara satılmıştır.


Demokrat Parti ve Özelleştirme

Özelleştirmeyi ilk kez izlencesine (programına) alan parti Adnan Menderes’in Demokrat Partisidir. ABD’nin Türkiye’ye girişiyle birlikte kurulan ve CHP’yle ABD’ye yaranma yarışına girişen bu parti; KİT’lerin kuruluşundan kısa bir süre geçmiş olmasına ve yokluklar içindeki halkın gereksinimlerini karşılamasına karşın, elden çıkarılması gerektiğini söyleyebilmiştir. İzlencesinin 48 ve 51. Maddeleri'nde şunla söylenmektedir;“Devlet tarafından kurulmuş olan... Devlet işletmeleri, elverişli koşullarla özel teşebbüse devredilmelidir... Devlet tarafından işletilen, bu nedenle de ülkede iş hacmini daraltan, hayatı pahalılaştıran devlet tekeli fabrikalarının, elverişli koşullarla özel teşebbüs ve özel sermayeye devredilmesinden yanayız”.1

Demirel Ne Diyor

Çok partili düzenden sonra yönetime gelen siyasetçilerin hemen tümü, özelleştirmeden yana oldular. Örneğin, bir zamanlar KİT açmakla övünen Süleyman Demirel, Cumhurbaşkanı olduktan sonra kararlı bir özelleştirmeci oldu. Demirel, TMMOB Makina Mühendisleri Odası’nın, 10 Aralık 1999 tarihinde düzenlediği “Sanayi Kongresi 99” adlı toplantıda şunları söyledi: “Türkiye şimdiye kadar özelleştirme falan yapmadı. 6 milyar dolarlık özelleştirme yapıldı, bu 6 milyar dolar da masraflara gitti. Türkiye’nin elinde 100 milyar dolarlık tesis var. Türkiye eğer bu tesisleri özelleştirmezse bütçesini denkleştiremez. Devlete dayanarak ekonomiye artık hayır”.2
Demirel, 6 milyar dolarlık özelleştirme gelirinin tümünün “masrafa” gitmişken 100 milyar dolarlık özelleştirme gelirinin neden “masrafa”  gitmeyeceğini açıklamadı.

Tansu Çiller, Devlet ve KİT’ler

DYP’nin Genel Başkanı ve 50. DYP-CHP Hükümetinin Başbakanı Tansu Çiller; 1994 yılında özelleştirmeyi savunurken Kemalist Cumhuriyete cepheden saldırıyor ve şunları söylüyordu: “Türkiye’de KİT’ler her dört günde, bir trilyon lira zarar etmektedir. Bu kurumları yıkmak zorundayız. Eğitimin önünü açmak için, daha iyi sağlık hizmeti sunmak için buna mecburuz. Türkiye’de herşey devletin egemenliği altında. Kendi bölgesinde son sosyalist devleti yıkacağız. Çocuklarınıza, biz onu yıktık diyeceksiniz”.3

Yüksel Yalova ve Ebu Bevval (*)
(* Ebu Bevval: Ünlü olup tarihe geçmek için zemzem kuyusuna işeyen Bedevi.)

57.Ecevit Hükümeti’nin Devlet Bakanı Yüksel Yalova özelleştirme konusunda söyledikleriyle şimdiden Türk siyasi tarihine geçmiş bulunmaktadır.
16 Kasım 1999 günü düzenlediği basın toplantısında, Devlet Personel Yasası kendisini bağlamıyormuş gibi; kamu kurumlarında genel müdür olabilmeyi “özelleştirme yanlısı olmak” koşuluna bağlayarak şunları söyledi: “Bana gelip açık açık ‘özelleştirmeye inanmıyorum’ diyen genel müdürü görevde tutarsam ülkeme ihanet etmiş olurum. Özelleştirme felsefesine inanmış insanları göreve getirmeye devam edeceğim”.4

Bülent Ecevit’in Söyledikleri

Demirel’in bu açıklamayı yaptığı günlerde Başbakan Bülent Ecevit, gösterişli medya yayınlarıyla Dünya Ekonomik Forumu’na katılmak üzere Davos’a gitti. Basın, Bülent Ecevit’in ‘seyyar satıcılar gibi’ yanında yabancı sermayeye satmak üzere 53 KİT’in tanıtım dosyası götürdüğünü yazdı. Ecevit, yabancı sermayeyi, kendi ülkelerinde bulamadığı ayrıcalıklarla Türkiye’ye çağırdı. Bu çağrıyı yapan Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, Davos’ta, Fethullah Gülen okullarını kıvanç duyarak övüyor, trene binmeyi çok romantik bulduğunu açıklıyor ve Turgut Özal dönemindeki uygulamalar için; “ekonomide atılan adımlar muhteşemdi” diyordu.
Bülent Ecevit, İsviçre’nin kayak merkezinde yabancı sermaye temsilcilerine şunları söylemişti: “Türkiye sizler için bulunmaz bir fırsattır. Bu toplantı dış sermayeye katkı için Türkiye’nin olanaklarının sergilenmesi bakımından büyük fırsattır. Biz, dünyadaki yatırımcıları yalnızca Türkiye için değil, tüm bölgenin kalkınması için katkıda bulunmaya çağırıyoruz. Gerek Doğuda gerek Batıda bunun faydalarını göreceğiz ve böylece dünyayı kalkındırmış olacağız”.5

Eyüp Aşık

Mafya ile ilişkileri basında yer alması nedeniyle görevinden ayrılan Devlet Bakanı Eyüp Aşık’ın, TEKEL’in özelleştirilmesi ile ilgili sözleri çok ilginçtir. Eyüp Aşık, Amerikan sigaralarının Türkiye pazarında yarışamadığı Samsun sigarasının, neredeyse iki yıllık kazancına karşılık satılmak istendiği günlerde şunları söylüyordu: “Halen atıl durumda bulunan ve bir işe yaramayan TEKEL binalarını sembolik ücretlerle çeşitli kuruluşlara devrediyoruz... TEKEL’in, çöpüne kadar her şeyini satacağız. Bana göre tek çöp bırakılmamalıdır”.6

“Babalar Gibi Satmak”

Kemal Unakıtan AKP’nin kurduğu 58, 59 ve 60.Hükümetlerde Maliye Bakanlığı yapmış bir kişiydi. Konumuna uygun düşmeyen garip açıklamalarda bulunuyor, ciddiyetsizliği devlet katına taşıyordu. R.Tayyip Erdoğan’ın “Kemal Abi” dediği bu kişi; Tansu Çiller gibi, Cumhuriyet’e, Eyüp Aşık gibi KİT’lere saldırıyor, söylemleriyle Yüksel Yalova gibi Ebu Bevval tutumuyla ünlü olup tarihe geçmeyi hak ediyordu. Şöyle konuşuyordu: “KİT’ler satılmasın diyenler var. Babalar gibi satarım. Parayı veren düdüğü çalar… Sümerbank’ı tarihten sildik”.7

Recep Tayip Erdoğan

Başbakan Recep Tayip Erdoğan, Cevahir İş Merkezi’ni açarken gazetecilere şunları söylüyordu: “Yatırım için dünyanın tüm girişimcileriyle tek tek ve her yerde görüşürüm. Bakanlarıma da her yerde görüşmelerini tavsiye ederim. Çünkü ben ülkemi adeta pazarlamakla mükellefim”.8
R.Tayyip Erdoğan özelleştirme uygulamalarının hız kazandığı 2005 yılında, özelleştirmeyle ihanet kavramlarını birleştiren bir konuşma yaptı ve bu konuda Yüksel Yalova’yla aynı yerde buluştu. Şunları söyledi: “Ekonomi mükemmel gidiyor… Özelleştirme yapmazsak halka ihanet etmiş oluruz… Erdemir’i yabancılara söz verdim, yerli firma olmaz”.9

Metin Kilci

Metin Kilci, 2003-2009 yılları arasındaki ÖİB Başkanlığı yapmış bir kişidir. Başkanlığı dönemindeki 6 yılda, 1986-2014 arasındaki 28 yılda yapılan tüm özelleştirmelerin yüzde 52’sini gerçekleştirdi. PETKİM, Seydişehir Aleminyum, TÜRK TELEKOM, TÜPRAŞ, Başak Sigorta, ERDEMİR, ETİ Bakır, ETİ Gümüş, Elektrik Dağıtımı, ETİ Krom gibi stratejik KİT’ler önemli limanlar onun döneminde satıldı.10
Metin Kilci, gazetecilere yaptığı açıklamalarda, yaptığı işin doğruluğundan kuşku duymadığını ancak yapılan eleştirilere üzüldüğünü söyledi. Oğlu bile, ona “baba sen vatan haini misin?” demiş. Bir arkadaşının oğlu, kendisini televizyonda görünce babasına, “baba sen bu vatan hainiyle hala konuşuyor musun” diye sormuş. Bunları, Kilci kendisi anlatıyor.11
Metin Kilci, Seydişehir Alüminyum yok pahasına satıldığı günlerde, Seydişehir halkı çoluk çocuk sokağa dökülmüşken şu sözleri söylemişti: “Bir ya da birkaç yıllık kârına satılıyor diye özelleştirmeden vazgeçmeyeceğiz. Üstelik kâr eden kuruluşlar daha kolay satılıyor. Özelleştirme, çalışma potansiyelinden başka bir şeyi olmayan kuruluşların satılmasından ibaret değildir”.12

AKP ve Özelleştirme

Özelleştirmelerin gerçek uygulayıcısı AKP’dir. Çünkü Türkiye’de bugüne dek yapılan özelleştirmelerin yüzde 88’ini bu partinin hükümetleri yapmıştır. Satılan devlet malları içinde 204 stratejik şirket ve fabrika ile 3483 taşınmaz vardır. Satılan işletmeler büyük sanayi kuruluşlarıdır ve Türkiye’nin üretim gücünün önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Taşınmazlar içinde; büyük kentlerde yüksek değerli arsalar, limanlar, akarsu santralleri, lüks oteller (İzmir Efes, İstanbul Tarabya, Bursa Çelik Palas), depolar, v.b. bulunmaktadır.13

KİT’ler Zarar Ediyor mu

KİT’lere 1985–1995 yılları arasında hemen hiç yatırım yapılmamıştı. KİT yatırımlarının toplam yatırımlar içindeki payı yüzde 38.4’den yüzde 5.3’e düşürülmüş, istihdam yüzde 13.8 azaltılmış ve serbest sermaye oluşumu gerçek (reel) olarak yüzde 66 oranında düşürülmüştü. Kilit görevlere, yetkisiz ve yetersiz ve çoğu kez başarısızlığı amaçlamış kişiler getiriliyor, üst düzey çalışan değişik yöntemlerle görevlerinden uzaklaştırılıyordu. KİT ürünlerinin yarışma (rekabet) olanaklarını ortadan kaldıracak olan her tür uygulama geniş bir biçimde yapılıyordu.
Dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz ‘enflasyonu önlemek için’, enflasyonun yüzde yüzlere çıktığı bir ortamda KİT ürünlerine 6 ay zam yapmama kararı almıştı. KİT’ler, bilinçli olarak iç ve dış borç sarmalına sürükleniyor, geçmiş yıl kur ayrımları ve faizleri gider olarak kâr–zarar hesaplarına geçiriliyordu. Hükümet buyruğu altındaki devlet kuruluşlarını koruyacağına onlara zarar veriyordu. Bütün bunlara karşın, KİT'ler kar ediyordu.

KİT’ler Zarar Değil Kâr Ediyor

KİT’lerin, zarar değil kâr ettiğini, devletin yetkili kuruluşları yapmaktadır.
Hazineye yük olmaları bir yana, elde ettikleri kazanç, ödedikleri vergiler ve yüklendikleri ‘görev zararlarıyla’ devlet gelirlerine önemli katkı sağlıyorlardı. Bu gerçeği hiçbir bilânço oyunu örtemiyordu. Hazine Müsteşarlığı’nın verilerine göre, KİT’ler 1998 yılında 10 katrilyon 559 trilyon lira (39,8 milyar dolar) gelir elde ettiler.
376.4 trilyon liralık (1,4 milyar dolar) ‘görev zararları’ ve tüm giderler düşürüldükten sonra 1 katrilyon 144 trilyon lira (4,3 milyar dolar) net kâr sağladılar. Bu kâr 1999 yılında 1.6 katrilyon liraya çıktı.14

Devletin Söylediği

KİT’lerin kâr etmesi ve Türkiye Cumhuriyeti hazinesine kaynak yaratması, 1998 yılıyla sınırlı değildi. Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu’nun 1996 yılında hazırladığı bir rapora göre KİT’ler Hazine’ye 1992’de 23 trilyon lira (3,3 milyar dolar), 1993’de 39 trilyon lira (2,1 milyar dolar), 1994’de 175 trilyon lira (5,6 milyar dolar), 1995’de 326 trilyon lira (7,4 milyar dolar), 1996’da 837 trilyon lira (10,3 milyar dolar) net katkı sağlamıştı.15
Tüm olumsuz koşullara karşın KİT’lerin 5 yılda Hazine’ye yaptığı katkı 28,7 milyar dolardı. Rakamlar enflasyondan arındırılarak gerçek değerlerine getirildiğinde, yapılan katkının gerçek boyutu daha yukarı çıkıyordu. 1997 yılında TEDAŞ 148 trilyon, TMO 17.5 trilyon, TEAŞ 11.6 trilyon, TEKEL 15.2 trilyon kâr etti.16 1998 yılında Türk Telekom 111.5, Petrol Ofisi 15.7, TKİ 12.8, DHMİ 8.4, Türkiye Şeker Fabrikaları 6.3 trilyon lira kurumlar vergisi ödediler. Aynı yıl Ankara’da en fazla kurumlar vergisi ödeyen ilk 10 firmanın 9’u devlet kuruluşuydu.17

Can Çekişirken Kâr Etmek

Özelleştirme kapsamına alınıp ÖİB’na devredilen KİT’ler bile kâr ediyordu. Oysa ÖİB’na alınmak demek, mezbahaya alınmış kesimlik demektir. Çalışanları umutsuz ve moralsizdir. İşsiz kalacakları günü beklemektedirler. Hiçbir gereksinmeleri karşılanmamaktadır. KİT'ler öyle sağlam kurulmuş ki, bütün olumsuzluklara karşın kâr edebiliyorlardı.
ÖİB’nın verilerine göre bu KİT’lerden 4.7 milyar doları temettü geliri, 1,5 milyar doları diğer kaynaklar olmak üzere 5,2 milyar dolar kâr sağlanmıştır.18

Satışın Boyutu

Türkiye’de bugüne dek değişik büyüklükte 204 KİT, 94 kuruluşta bulunan kamu payları (halka arz ve İMKB’de hisse satışı yoluyla) 10 liman, 81 elektrik santrali, 40 Tesis/işletme, 3 bin 483 taşınmaz, 3 gemi, 36 maden sahası satılmış, satışların toplam tutarı 68 milyar dolar olmuştur. Satış bedelleri ve sözleşme koşulları incelendiğinde göze çarpan ilk özellik satışların çok düşük bedellerle yapılmış olmasıdır. Kimi satışta koşullar o denli kötüdür ki satılan malın adeta üstüne para verilmiştir.
Birçok satışta, KİT’in, satış anındaki parasal varlığı da satış bedelinin içinde kabul edilmiş; alıcı peşinatın önemli bir bölümünü, bu parayla yani KİT’in kendi parasıyla ödemiştir.
Özelleştirme konusunda uzmanlaşmış kimi araştırmacılar, satılan KİT’lerin yenilerinin yapılması için yarım yüzyıl gerektireceğini söylüyor. Kimisi Türkiye’nin bu kuruluşları günümüz koşullarıyla bir daha yapamayacağını düşünüyor.
Görüşlerin doğruluk derecesi ne olursa olsun gerçek, Türkiye’nin yitiğinin çok yüksek olduğudur. Kimi satış bedelleri o denli düşüktür ki, birçok kimse rakamlara inanmakta güçlük çekmektedir. Ancak ne yazık ki rakamlar gerçektir ve bunları OİB açıklamaktadır.
Birkaç örnek verilecek olursa;
Üretim yapan KİT’ler: Seka Balıkesir İşletmesi (1200 dönüm arazi, 60 bin kapalı olan fabrika, 203 lojman) 1,1 milyon, Amasya Şeker 1,25 milyon (Balıkesir Seka ve Amasya Şeker’in satış bedeli İstanbul’da ortalama bir dairenin fiyatı kadardır), PETKİM 273,7 milyon, Seydişehir Alüminyum (tüm taşınmazlar ve barajıyla birlikte) 305 milyon, SEKA Aksu İşletmeleri 3,5 milyon, Eti Bakır 21,8 milyon, TÜPRAŞ 453,9 milyon dolar.
Oteller: Emekli Sandığı İstanbul Hilton Oteli 255,5 milyon, E.S.İzmir Büyük Efes Oteli 121,5 milyon, İstanbul Ataköy Otelcilik 62,7 milyon, E.S.İstanbul Tarabya Oteli 145,3 milyon, E.S. Bursa Çelik Palas 38,9 milyon (emlakçılar bu otellerin arsa değerlerinin çok daha yüksek olduğunu söylüyor).
Deniz Ulaşım Araçları; Türkiye Denizcilik İşletmeleri (TDİ) Karadeniz Yolcu Gemisi 4,2 milyon, TDİ Ankara Feribotu 2,5 milyon, TDİ Samsun Feribotu 2,5 milyon, TDİ Turan Emeksiz Yolcu Gemisi 0,1 milyon (yüzbin dolar), İstanbul Şehir Hatları Hiz. Tüm gemiler 21,8 milyon dolar.
ÖİB, taşınmazların yeri ve niteliğini açıklamıyor, bu konudaki isteklere yanıt vermiyor. Taşınmaz bedellerinin düşüklüğünün tepki çekeceği düşünülmüş olabilir. Her nasılsa Bursa’da 3 dairenin satış bedelleri verilmiş; 32 360, 44 469 ve 48 439 dolar.19

DİPNOTLAR

1       “Türkiye’de Siyasi Partiler” Prof.T.Z.Tunaya, Arba Y., 2.B., sf. 668
2       Sabah 11.12.1999
3   “KİT Sistemlerinin İktisadi Değerlendirilmesi, Nicel İrdeleme, Özelleştirme Sorunları ve Politika Seçenekleri Özet Rapor” KİGEM Yay. 1997, sf.30
4       “Özelleştirme Karşıtı Görevde Kalamaz” Cumhuriyet, 17.11.1999
5       “Ecevit 53 Projeyle Gitti” Cumhuriyet 28.01.2000
6       Hürriyet 12 Ağustos 1998
7       “Artık Sümerbank Yok Sömürübank Var”, Mustafa Balbay, Cumhuriyet 02.08.2005
8       Milliyet.om.tr 16.Ekim.2005, sabah.com.tr 16.11.2005
9       “Yabancılara Söz Verdim” Yeniçağ 26.07.2005
10     TC.Özelleştirme İdaresi Başkanlığı www.oib.gov.tr
11     “25 Milyar Dolarlık Özelleştirme Yaptım Oğlum” “Vatan Haini Misin Diye Soruyor” Zaman 22.12.2007
12     “Kârlı Şirket Kolay Özelleşir” Cumhuriyet 27.05.2005
13     TC.Özelleştirme İradesi Başkanlığı, www.oib.gov.com
14     Cumhuriyet 10.04.1999
15     “Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Raporu” ak. Ali Nejat Ölçen, “Türkiye Sorunları” Yıl 6, Sayı 33
16     Milliyet 20.11.1997
17     Dünya 13.05.1999
18     Kaynak Ö.İ.B. Özelleştirme Uygulamaları I www.oib.gov.tr
19     Ö.İ.B. www.oib.gov.tr, 1985-2014 uygulamalar





Arkadaşlarınızla bu yazı paylaşın.

0 yorum:

Yorum Gönder