20 Nisan 2018 Cuma

24 HAZİRAN SEÇİMLERİ



Türkiye bugün, rejim değişikliğini içeren bir sorunla karşı karşıyadır. Bu sorun, siyasi değil ulusaldır. Grup ve parti gözetmeden ulusun tümünü ilgilendirmektedir. Bu nedenle çözüm, partilerüstü bir anlayışı gerekli kılmaktadır. Partileri de içeren partilerüstü  bir anlayıştır bu.


24 Haziran’da yapılacak baskın seçime karşı yapılması gereken konusunda, yorum ve değerlendirmeler yapılıyor, değişik görüşler açıklanıyor. 2017 Referandumunda, dünyanın gözü önünde yaşanan yasa ihlali, insanlarda “bu kurumlarla bu ülkede seçim kazanılması mümkün değildir” duygusu yaratmış. Bu duyguya kapılanlar, edilgen bir tutum içine giriyor ve tepkilerini tepkisizlik haline getiriyor. Toplumsal muhalefetten koparak hızla içine kapanıyor.
Bu edilgen duygudan mümkün olan en kısa sürede kurtulunmalıdır. Toplumsal mücadelede her sorun, kendi çözümünü içinde taşır. Hiçbir koşul çaresizlik yaratamaz. İçine düşülen durumun çaresi vardır ve bu çare, bugünden başlatılacak çalışmanın içinde saklıdır.
Yapılması gereken açık iken, içinde bulunulan koşullarla uyumsuz, doğru olmayan görüşlerin hiç de az olmadığı görülüyor. Yorum sahiplerinin bir bölümü, yurtseverliklerinden kuşku duyulmayan, kendilerini kanıtlamış insanlardır. Bu insanlar, uzun erimli genel sorunları, 2 ay sonra yapılacak seçim olayının önüne geçiriyor ve bu seçimlerin ‘kurtuluşu’ sağlamayacağını belirterek, (bunu söyleyen varmış gibi) sandığa gitmeyeceklerini söylüyorlar.



Bu seçimden, Türkiye’nin kurtuluşu beklenmiyor. Yalnızca, ülkeyi bugüne getiren bir yönetimden kurtulmak bekleniyor. O denli kritik bir dönemden geçilmektedir ki, burada artık kurtuluşa ulaşıp düzlüğe çıkmak değil, ayakta kalıp kurtuluşa giden yolda zaman kazanmak söz konusudur. Türkiye’yi kişi egemenliğinin karanlığına götürecek kişiyle, katılımcı bir siyasi düzene yönelecek kişi arasında seçim yapılacaktır. Bu seçim yaşamsaldır.
Ülkesini ve geleceğini düşünen herkes, olağanın ötesinde çaba harcayarak, seçime katılımı arttırmalı ve tüm olanaklarıyla sandıklara sahip çıkmalıdır. Her sandığa bir güvenilir görevli yerleştirilip sonuçlar belgeli hale getirilirse, hile yapılması önlenecek ya da yapılacak hilenin kanıtları elde edilecektir. Hile yapılacak diye sandığa gitmemek büyük bir yanılgıdır. Sandık güvenliği günümüzdeki özel koşullar nedeniyle bize sorumluluk yüklemektedir.
Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları, 16 Nisan 1997 referandumunda kişi egemenliğini kabul etmeyen çoğunluğu sağlamıştır. Bu kez, üstelik daha yüksek bir çoğunlukla, bu egemenliği kullanmak isteyen kişiyi de reddedecektir. Bu red, katılımcı siyasi düzenin yolunu açacaktır.
Bundan kimsenin kuşkusu olmamalıdır. Sandığa gitmeme, seçim boykotu gibi görüş ve çağrılara değer verilmemeli, bilinçli ya da bilinçsiz yapılan bu çağrıların, kişi egemenliği peşinde olanlara hizmet edeceği bilinmelidir.
Türkiye bugün, rejim değişikliğini içeren bir sorunla karşı karşıyadır. Bu sorun, siyasi değil ulusaldır. Grup ve parti gözetmeden ulusun tümünü ilgilendirmektedir. Bu nedenle çözüm, partilerüstü  bir anlayışı gerekli kılmaktadır. Partileri de içeren partilerüstü  bir anlayıştır bu.
Bir yıl önce, referandum çalışmalarında, ülkenin her yöresinde, kendiliğinden harekete geçen demokratik atılım, düzenli ve bilinçli bir çalışmayla yeniden bir araya gelmeli, kişi ve gruplar birbiriyle buluşmalıdır. Meşru ve yasal olan bu buluşma, halka bilgi götürmeyi temel alarak, özverili bir çalışma ortaya koymalıdır.
Karamsarlık umuda, üzüntü kararlılığa, edilgenlik etkenliğe dönüştürülerek; çalışmaya bugünden başlanmalıdır. Yurtseverleri bir araya getirecek bu çalışma, gelecekteki gönençli günlerin hazırlayıcısı olacaktır. Güçlerin birleştirilerek birliğin sağlanması ve alınacak halk desteğinin genişletilmesi, seçim hilelerini ve yasa tanımazlığı önleyecektir.
Ülkenin, aydınlarına gerçek anlamda ihtiyacı vardır ve aydınlar artık sessiz değildir. 2017 Referandumu’nda, doğru yolu bularak halka ulaşmayı öğrenmişlerdir. Çalışmanın verdiği özgüvene kavuşmuşlar ve gerçekleri halka anlatmaya başlamışlardır. Haklı oldukları için kazanmışlardır. Bu kez de kazanacaklardır. 






Arkadaşlarınızla bu yazı paylaşın.

1 yorum:

zafer dedi ki...

Eyvallah... sevgili hocam! Aynen budur durum...

Yorum Gönder