5 Mayıs 2018 Cumartesi

ABD, JAPONYA, ALMANYA, RUSYA ÇEKİŞMESİ VE ÇİN’İN ‘İPEKYOLU’



Dünya 21. Yüzyıl’a, yüzyıl öncesindekine benzer koşullarla girdi. Yeniden çok kutuplu duruma gelen ve emperyalist devletlerin azgelişmiş ülkeler üzerinde baskı kurduğu bir dünyada, etkinlik alanları için savaşım giderek kızışıyor. ABD, Japonya, Almanya, Rusya ve Çin arasındaki ekonomik rekabet şiddetleniyor. Amerikalılar gelişmelerden rahatsız. Dünya liderliğini yitirmekte olduğunu görüyor ve çaresizliği nedeniyle dünya önderliğini bir oranda paylaşmaya razı. Küresel etkinlikte, tek başına girişimde bulunamıyor, bağlaşıklarının yardımına gereksinimi var. Ama onlar artık müttefikten çok ekonomik rakip durumunda.


Geleceği Görmek, Geçmişi Bilmek

Rusya ve Çin’i ayrı tutarak; ABD, Japonya, Almanya ilişkilerinin günümüzdeki niteliği ve bunun gelecekte alacağı biçimi inceleyen Amerikalı Yatırımcı, Banker ve Eski Hükümet Görevlisi Jeffry E.Garten, şunları söylüyor: “Dünyanın 21.yüzyılda alacağı biçimi görmek istiyorsanız, ABD, Japonya ve Almanya arasındaki ilişkilere bakmanız gerekecektir. Soğuk savaş sırasında bu üç ulus arasındaki güç ilişkilerinin nasıl değiştiğini ve nasıl değişmekte olduğunu incelemeniz gerekir… Üç büyükler, ekonomi alanında amansız rakiplerdir. Kendi iç pazarları dahil aynı pazarlar için rekabet edecekler. Sermaye dolaşımı için rekabet edecekler. Aynı yüksek teknolojili endüstri dallarına hakim olmaya çalışacaklar… Ulusumuz, 1941’den bu yana (ABD–Japon Savaşı) görülen en şiddetli meydan okumayla yüzyüzedir ve o döneme kıyasla bugün, böyle bir meydan okumaya tepki göstermek için daha az hazırlıklı durumdayız”.1
Sıradan birçok insan; bu üç ülke arasındaki gerilimlerin 2.Dünya Savaşı öncesiyle kıyaslanacak kadar şiddetlendiğini söylemeyi, abartılmış bir sav olarak görebilir. Ancak; konuyu araştırıp inceleyenler, bu ülkeleri yönetenler ve ekonomik veriler, çatışmanın şiddetli olduğunu gösteriyor.
ABD’de geniş mali kaynaklara sahip 20.Yüzyıl Fonu adlı kuruluşun başkanı Richard C.Leone şöyle diyor: “Yakın zamana kadar, kollektivist ideolojiye hizmet edenlere karşı sürekli bir savaş veriyorduk. Bu konuda umduğumuzdan daha başarılı olduk, çünkü Sovyetler Birliği’nin maddi çöküşü bu yarışın muhtemel sonucuna dair en iyimser görüşümüzü bile aştı. Ancak bugün nerede duruyoruz ve rakiplerimiz kim? Sanki dönüp dolaşıp aynı yere geldik; bir kez daha, eski hasımlarımız ve bazen de müttefiklerimiz olan Almanlar ve Japonlarla karşı karşıya geliyoruz. Bu karşılaşma Sovyetler Birliği’yle olduğu gibi rakip ideolojiler arasında olmuyor... Buradaki konu, Amerika’nın bağımsızlığıdır. Ekonomik rakiplerimizi tehditkar hasımlara dönüştüren, insana savaşı hatırlatan benzetmelerden geçilmiyor. Neredeyse ulusal seferberlik için savaş boruları çalınıyor”.2

Söylemler

Politik liderlerin bu konudaki görüşleri, ekonomistlerden farklı değil. Kimi zaman bilinçli olarak, kimi zaman da düşüncelerini saklamayı başaramayarak, diplomatik nezaketten uzak açıklamalar yapılıyor. Fransa Başbakanı Edith Cresson 1991 yılında şunları söylemişti. “Japonya oyunu kurallarına göre oynamayan bir düşmandır ve dünyanın mutlak hakimi olmak istemektedir. Buna boyun eğmek için ya aptal ya da kör olmak lazım”.3
Japonların ise kendilerine güvenleri tam. Yanıtları sert ve kararlı. Japonya’nın ünlü enstitülerinden Numara Securities, 1990 yılında yayınladığı araştırmada, 21.yüzyılın “Pasifik Çağı” olacağını iddia ederek şunları söylüyor: “Dünya, pazar savaşlarının aşırı derecede yoğunlaşacağı bir arenaya dönüşecektir”.4
Japon ekonomisti Şintaro İşihara “The Japan That Can Say No” (Hayır Demesini Bilen Japonya) adlı kitabında; “21. yüzyılda ekonomik savaş olacaktır. Bu savaştan Japonya galip çıkacaktır” diyor.5
1998’de Malezya’da yapılan APEC toplantısına katılan Japonya Ticari Temsilcisi Mikie Kiyoi’nin, Japonya’yı “Serbest ticaretin yayılmasında yıkıcı bir rol oynamakla” suçlayan ABD Ticari Temsilcisi Charlene Barshefski’ye verdiği yanıt, çok sert: “Sizin şeytani bir ruhunuz olduğunu biliyoruz. Ama lütfen başkalarının da, dünyaya aynı şeytani gözle baktığını düşünmeyiniz”.6
Almanya Başbakanı Helmut Kohl, 21.yüzyıl için ne Japonya’ya ne de Amerika’ya şans tanıyor. Her iki ülkeye de ekonomik savaş ilan ederek şunları söylüyor: “Önümüzdeki yıllar Almanya'nın yılları olacaktır. Japonların değil. ABD’nin bu yarışta yeri olmayacaktır”.7
ABD Hükümetinin ‘şahinlerinden’ Dışişleri Bakanı Madeleine Albright, bir cümleyle adeta ABD’nin 21.yüzyıl politikasını anlatıyor ve askeri gücüne güvenerek herkesi tehdit ediyor: “Yeni ekonomik gruplaşmalar 21.yüzyıl’ın askeri ittifaklarıdır”.8
Rusya Devlet Başkanı Putin, “ABD bizi dünya savaşına zorluyor; kimsenin hayatta kalamayacağı bu savaşa her zamankinden çok daha hazırız” diyor.9

Süreçler, Çelişkiler, Sonuçlar

Savaştan yenik çıkan Almanya ve Japonya ise uzun yıllar, herhangi bir askeri harcama yapmadan ABD’nin “kanatları altına sığınmış” ve bütün olanaklarını yeniden büyümek için ekonomiye ayırmıştır. Bu iki ülkenin, elli yıl içinde elde ettikleri ekonomik büyüme olağanüstüdür. ABD bir anlamda çekindiği iki rakibini de kendisi yaratmıştır.
Gelişmiş büyük devletlerle azgelişmiş yoksul ülkeler, yeniden ve yalnız olarak karşı karşıya kaldı. Zengin-yoksul, gelişmiş-azgelişmiş ya da Kuzey-Güney olarak bölünen dünya; 20.yüzyıl’ın başlarında olduğu gibi; bu gruplaşmanın taşıdığı gerilim ve çatışmaların biçim vereceği, yeni bir döneme girdi. Baskının, uluslararası şiddetin ve gücün belirleyici olacağı ve 21.yüzyılı kapsayacak olan bu dönemde; yoksulluk, her türlü çatışma ve sömürü yaygınlaşarak, dünya küresel bir kaos ortamına sürüklenecektir.

Geleceğe Hazırlık

Büyük devletler çatışmanın kaçınılmazlığını görüyor ve buna göre hazırlanıyorlar. Bu hazırlık, sürdürdükleri korumacılığa yönelik politikalarda, ekonomik ve askeri ittifaklarda ve dile getirilen görüşlerde açıkça görülüyor. “Serbest piyasa ekonomisi”, “Liberal Ticaret”, “Küresel Uygarlık”, söylemlerinin anlamı olmayan boş laflar olduğunu biliyorlar.
‘Üç büyüklerin’ 21.yüzyıl’a yönelik büyüme stratejilerinde, artık ittifaklar ya da serbest bölge çıkarları değil, dünya ekonomik sistemine egemen olma planları yer alıyor. Bu amaca yönelik çatışma eğilimleri yetkili kişilerin açıklamalarında dile geliyor. Trump, demir çeliğe ve alüminyuma yeni gümrük vergileri koyuyor, NAFTA’dan ayrılmaktan söz ediyor.

Güce Uygun Etkinlik

Almanya ve Japonya, günümüz dünya siyasetinde, eriştikleri ekonomik güce uygun düşen oranda söz sahibi olmak istiyor. Ekonomik güçleri doğal olarak onları dünya siyasetinde belirleyici olmaya zorluyor. Bunu da açıkça ifade ediyorlar.
Almanya Başbakanı Helmut Kohl şöyle söylüyor “Eğer Almanya daha fazla sorumluluk alacaksa, Alman görüşlerinin Birleşmiş Milletler ve Güvenlik Konseyi kararlarında daha ağırlıklı olarak ifade edilmesinin yolları bulunmalıdır”.10
Tokyo Bankası’nın Başkanı Yusuke Kashiwagi’nin sözleri istekten çok Japonya’nın tavrını açıklıyor: “21.Yüzyıl, Japonya’nın sesini duyurmayı ve kendisini kabul ettirmeyi öğrenmek zorunda kalacağı yıllar olacaktır”.11

Geleceği Üretim Belirleyecek

ABD ekonomisindeki üretim ve dış ticaret alanında, yapısal sorunlar bulunuyor. Dış ticaret açıklarındaki önlenemeyen artışlar, mali sermaye kurumlarındaki ABD üstünlüğünü ortadan kaldırmış durumdadır.
ABD’nin 1970’lerde her yıl yaklaşık 10 milyar dolar olan dış ticaret açığı, yalnızca 2014 yılında 505 milyar dolara çıkarak dramatik bir artış göstermiştir.12 Bu açığın, büyük bölümünü Japonya, Almanya ve Çin’e karşı vermiştir.13
Japonya, 1970 yılında ABD’nin üretiminin ancak yüzde 50’sini üretebiliyorken, 1990’a kadarki 20 yıl gibi kısa bir sürede, ABD’nin ulusal üretimini yüzde 22 oranında aştı.14 Japonya’nın yayılan üstünlüğü yalnızca üretim alanında değil mali piyasalarda ve bankacılıkta da kendisini açıkça göstermektedir.
Bir ABD uluslararası şirketi olan Board’ın başkanı; “Açıkça kendi ekonomik kaderimiz üzerindeki kontrolümüzü yitirmek üzereyiz”15 derken haklıydı. Reagan döneminde ABD bütçesinin verdiği yıllık açık 150-250 milyar dolara çıkmıştı.16 ABD bugün dünyanın dış borcu en yüksek olan ülkesidir. 2016 yılında dış borcu 18 trilyon dolara çıkmıştır.

İpekyolu ve Çin

Çin, 2014’de, dünyanın en büyük ekonomik gücü durumuna geldi. Satın alma gücü paritesi, 2014’de 17,6 Trilyon dolara ulaşarak; 1872’den beri 146 yıldır dünyanın en büyük ekonomik gücü olan ABD’nin önüne geçti.17 Bugün, Çin’in dış ticaret hacmi 3,86 trilyon dolar, dış ticaret fazlası yıllık 615 milyar dolardır. Dışsatımda dünya 1.’si, dışalımda dünya 2.’sidir. Çin bugün 124 ülkenin en büyük ticaret ortağı durumundadır.18
Çin, 2013 yılında, tarihi İpek Yolu’nun 21.yüzyıldaki biçimi olarak gördüğü 4 trilyon dolarlık dev bir proje başlattı. Orta Asya başta olmak üzere Çin’i; Asya, Afrika ve Avrupa’nın birçok noktasına bağlayacak; otoyollar, köprüler, demir yolları, enerji santralleri, havaalanları, limanlar, fiber optik iletişim ağları, boru hatları, limanlar, depolar inşa edilip birbirine bağlıyor.
Yeni İpek Yolu, yalnızca karadan değil denizden de kuruluyor ve buna Deniz İpek Yolu deniyor. Yaratılacak ekonomik pazar, yalnızca 20 yıl içinde bugünkü ABD ekonomisinin 10 katı büyüklüğe ulaşma gizilgücüne (potansiyeline) sahip. 64 ülkeyi, 4,4 milyar insanı ve küresel ekonominin yüzde 40’ını içeren bir girişim.19
Dünya ekonomisinin merkezi Asya’ya doğru kayıyor ve Çin bildiği yolda yürüyor. ABD, “21.Yüzyıl Pasifik yüzyılı olacak” diyor ama Çin’in büyümesini önleyemiyor. Pasifiği Avrupa ve Afrika’ya bağlayacak ipek Yolu girişiminde yer alamıyor. Gelişmelerden rahatsız. Rusya ve Hindistan, endişelerini projeye katılarak gidermeğe çalışıyor. Japonya, girişimi, kendi çıkarı yönünde etkilemeye çalışıyor. Orta ve Güney Asya’da, 2022 yılına dek toplam 110 milyar dolarlık yatırım yapacağını açıkladı. Japonya Başbakanı Şinzo Abe, ülkesinin 2050 yılına kadar; “üçüncü büyük yükselişini” yaşayacağını söylüyor. Orta Asya başta olmak üzere bütün Asya’da varlığını artırmaya çalışıyor.20

Askeri Güç

Çin, Japonya ve Almanya’nın gelişen ekonomik gücüne karşılık ABD, üretim endüstrisi ve küresel ticarette gerilemektedir. Ama o dünyanın en büyük askeri gücüne sahiptir. Muazzam bir nükleer cephaneliği ve çıkarlarını korumak için hemen her yere askeri birlik gönderme yeteneği vardır. Ekonomik yarışta geri kalmaya başlayan bir ülkenin elinde böylesi bir gücün bulunuyor olması, kaygı verici bir dengesizliği oluşturmaktadır. Bu dengesizliğin insanlığa karşı oluşturduğu tehlikenin boyutu, teknolojik gelişmeler nedeniyle, hesap bile edilememektedir.
Amerikalıların Almanya’dan en az Çin ve Japonya kadar çekindikleri biliniyor. ABD-AB arasındaki ticari ilişkilerde ibrenin Avrupalılar yararına dönmesi, ekonomik rekabeti, önceden imzalamış küresel anlaşmaları yok sayacak kertede şiddetlendirmiştir. 1999’un başlarında ortaya çıkan “muz savaşı” ve “sivil havacılık kavgası” bu tür çatışmaların ne ilkidir ne de sonuncusu olacaktır. Avrupa Birliği’nin doların küresel tekeline karşı Euro’yu ortaya çıkarması, ABD-AB arasında yeni bir çatışma kaynağı olmuştur...

DİPNOTLAR

1       “Soğuk Barış” Jaffry Garten, Sarmal Yay., sf. 19 ve 231
2       a.g.e. sf. 18
3       “The Fighter of France” Steven Green House, The New York Times 16.05.1991 sf. 3 ak. Lester Thurow “Kıran Kırana” Afa Yay., sf. 86-87
4       “Japan Can Say No” Nomura Research Institute sf.1, ak. a.g.e. sf.27
5       “The Japon That Can Say No” Şintaro Isıhara Why Japan Will Be First Among Equals (New York:Simon&Schuster, 1991) sf.50 ak. Lester Thu-rov “Kıran Kırana” AFA Yay., sf.27
6       “Los Angeles Times” 14.11.1998 ak. Ergin Yıldızoğlu “Dikkatler Reel Ekonomiye Dönerken” Cumhuriyet 16.11.1998
7       “Kohl to Reassure Soviets on Unification” The Boston Globe, 09.02.1990, sf.2
8       “21.Yüzyıl Ekonomik Guruplar Çağı” Cumhuriyet 12.01.1998
9       http://www.anadoluverumelimedya.com/2016/08/27/putin-bati-bizi-3-dunya-savasina-zorluyor/
10     “Soğuk Barış” Jeffry E.Garten Sarmal Yay., sf.52
11     “Japan and Germany Must Take Bigger Military, Policy-Making Roles in Word Affairs” Habart Rowen The Washington Post 03.03.1991: P.H1; Yusuke Kashiwaqi, Japan Society, New York, 11.07.1991 ak. Jeffry E.Garten “Soğuk Barış” Sarmal Yay., sf.52
12     “ABD’de Dış Ticaret Açığı İki Yılın En Yükseğinde” www.dunya.com
13     “Kıran Kırana” Lester Thurow Afa Yay., sf.200
14     OECD Main Economic İndicators, Temmuz 1991, sf.102 ak. L.Thorow “Kıran Kıran” Afa Yay., sf.270
15     New York Times 20.05.1987 ak. a.g.e. sf.319
16     “Küresel Düşler” Richard J.Barnet - John Cavanagh Sabah Yay., sf.319
17  IMF: Dünyanın En Büyük Ekonomik Gücü Çin” Aydınlık 11.12.2014
18  CIA Wold Fact Book; Fortune “Çhina is richer, but most Chinese are still poor” Feb.17, 2001
19     “İpek Yolu Yeniden Tarih Sahnesine Çıkarken Cemal Tunçdemir, amerikabulteni.com 2017/05/13
20     a. g.y.







Arkadaşlarınızla bu yazı paylaşın.

1 yorum:

Bekir Sami Öztürk dedi ki...

İkinci büyük savaşta olduğu gibi yine aymaz yöneticilerle ve çok hazırlıksız yakalanacağız. Asıl amaçları bizim gibi ülkeleri yutma olan emperyalistler ile birlikte, bu yeni dalgaya balıklama atlamakta pek hevesliler var işbaşında. Sonumuzu hayretsin. Saygılar hocam.

Yorum Gönder