Suriye ve Ortadoğu, ABD ve Rusya için önemlidir. Ortadoğu’nun petrol ve doğalgazına
bağımlı olan Avrupa Birliği ve Çin için de önemlidir. O nedenle Suriye’deki çatışmayı,
bloklar arası çatışma olarak görmek gerekir. Ortadoğu’daki egemenlik yarışı,
kalıcı bir çatışmayı barındırmaktadır. Suriye, tarihte olduğu gibi bugün de ve
Anadolu’yla birlikte; Doğu-Batı arasındaki “altın köprü”dür.
Amerikalılar bu nedenle, “Suriye’yi kontrol
eden Ortadoğu’yu kontrol eder. Ortadoğu’yu kontrol eden Rusya’nın ve İpek Yolu üzerinden
Çin’in anahtarını elinde tutar” diyor.(×) Suriye’de
giderek artan gerilim düğümlenmiştir ve bu düğüm içinde yer alan; Türkiye-Rusya-ABD
arasındaki ilişkilerde, yapısal karşıtlıklar vardır. Suriye sorununun, Türkiye yararına
sağlam bir çözüme kavuşturulması için, ilişkilerde köklü dönüşümlere gitmek
gerekmektedir. Bunun için, yani küresel iki büyük güç arasında siyaset yapmak
için; yüksek bilinç, tutarlı çizgi, doğru ve kararlı tutum gerekir. Kamusal değerleri
dağıtılmış, üretimden yoksun, borca batmış ve hepsinden önemlisi ulusal birliği
zedelenmiş bir ülkede; önlemi alınmamış tepkisel değişimler, yalnızca yararsız değil
aynı zamanda tehlikelidir.
Ülkemizde toplumsal muhalefetin ve siyasi tartışmanın yoğunlaştığı bir dönem yaşanıyor. Kendiliğinden gelişen kitlesel eylemlerin ve siyasi tartışmaların niteliğini yükseltmek amacıyla bu bloğu oluşturduk. Hiçbir parti, grup ve toplulukla bağımız yoktur. Yazar Metin Aydoğan'ın yazılarını yayınlayacağız. Düşünsel yaşamımıza katkı koyacağına inandığımız yazıların, bilimsel tartışmalara yol açmasını diliyoruz.
7 Nisan 2017 Cuma
3 Nisan 2017 Pazartesi
BARZANİ “DEVLETİ", PYD-ABD İTTİFAKI VE TÜRKİYE
Kerkük’ü “Kürdistan”a
bağlama hazırlığındaki Mesud Barzani, 27 Şubat’ta
Türkiye’ye geldi ve devlet temsilcisi gibi
karşılandı. Göndere Kürdistan bayrağı çekildi. Karşılama biçiminden duygulanan
ve Türkiye’de ilk kez Kürdistan bayrağıyla karşılandığını söyleyen Barzani, ülke
ayırımı yapmadan Kürtlerin tümünü kast ederek; “Kürdistan Bayrağı asıldığında
her Kürt hangi duyguyu yaşadıysa bende aynı duyguyu yaşadım” dedi.
Bu söze hükümetten herhangi bir tepki gelmedi... ABD, Ortadoğu’daki emperyalist
çatışmada kullanmak üzere Kürtleri kümeler halinde ve ayrı ayrı örgütlüyor. Barzani’in KDP’si bu tür yapılanmaların
tepe örgütüdür. Barzani Projesi’ni,
Türk hükümetleriyle birlikte yaşama geçiren ABD bugün; KDP, PKK, KYB, PYDİ,
YPG, GORRAN gibi, varlıkları kendisinin yardım ve desteğine bağlı Kürt
örgütlerinin tümü üzerinde etkilidir. ABD ve AB, çıkarı için Kürtleri ve
Kürtçülüğü Batı’da popüler kılmıştır. Basında ve siyasi çevrelerde, “21.Yüzyıl,
Kürt yüzyılı olacak” sözü sıkça dile getirilmektedir. Kürt örgütleri,
Ortadoğu’da yürütülen politikanın gereklerine uygun olarak kullanılıyor ve
İsrail’den sonra ABD’nin Ortadoğu’daki tek “müttefiki”
haline geliyor.
31 Mart 2017 Cuma
4 MİLYON SURİYELİ NEDEN KABUL EDİLDİ
Dört milyon Suriyeliye
yani küçük bir ülke nüfusu kadar insana, yurttaşlık hakkı verilmek isteniyor;
bir kısmına verildi. Dünya tarihinde; birçok savaş, işgal ve zora dayalı
göç yaşandı. Ancak, en yoğun göçlerde bile, bu kadar insan bu kadar kısa sürede;
bir ülkeden başka bir ülkeye göç etmedi. Hiçbir ülke, bu kadar yoğun bir göçü
kabul etmedi. Ülkesi ne denli büyük olursa olsun hiçbir
devlet, bu kadar insanı içine almadı. Hükümet, sığınmacılara
vatandaşlık verilmesinde ayak diretirse, altından kalkamayacağı bir işe
girişmiş olacak ve Türkiye’ye büyük zarar verecektir. Bu çılgın girişimin
kuşkusuz bir nedeni vardır. Yapılmaya çalışılan, güncel politikanın sınırlarını
aşan ve doğrudan ulusal varlığa yönelen yıkıcı bir eylemdir. “İnsani duygularla”, “mazluma yardımla” bir ilgisi yoktur. Musul
ve Kerkük Kürtleşirken Anadolu Araplaşmaktadır. Suriyelilere vatandaşlık
düşüncesi, Osmanlı’dan miras kalan ve Anadolu Türklüğünü ayrıştırmaya
yönelen gözükara ve akıldışı bir tasarımdır. Anadolu’da binlerce
yılda oluşan Türkleşme sürecine darbe vurmaktır.
27 Mart 2017 Pazartesi
KÖPRÜ-YOL POLİTİKASI VE GERÇEKLER
Asma köprülerin beşincisi
olan Çanakkale Köprüsü, ikisi Kore ikisi Türk 4 şirketten oluşan konsorsiyuma
verildi. Yöntem öncekilerle aynıydı. Konsorsiyum adı verilen geçici
ortaklık, içine yüksek teknolojiye sahip 2 Kore firmasını almış,
yap-işlet-devret yöntemiyle köprü yapımını üstlenmişti. Bankalardan kredi
alınacak, bu kredilere devlet kefil olacaktı. Hükümet, yapılan işe karşılık,
şirkete, 16 yıl 2 ay işletme imtiyazı ve kar garantisi verecekti.
Öncekilerde olduğu gibi, kar oranı yüksek tutulacak ve bu karı,
yolları-köprüleri kullansa da kullanmasa da halk ödeyecekti. Hükümet, kredi
kefaletiyle yalnızca borçlanıyor ve bu borcu halkın üzerine yıkıyordu. Çıkarını
ve geleceğini göremez duruma gelen halk ise, bu büyük eserleri ülkesine kazandıranları! şükranla anacak ve
arabasıyla köprüden geçmenin ya da denizi seyretmenin keyfini yaşayacaktı.
Türkiye’nin köprü ve yol politikası buydu.
21 Mart 2017 Salı
ADA İŞGALLERİ, KIBRIS, İSRAİL; ULUSAL HAKLAR SATILIYOR MU
Türkiye, tehlikelerle dolu karmaşık bir süreçten geçiyor. İç siyasette
sıradışı olaylar yaşanırken, dış ilişkilerde bilinmezliklerle yüklü kaygı
verici gelişmeler oluyor. Ada işgallerine sessiz kalınırken, zorlayıcı bir
neden olmamasına karşın Kıbrıs için pazarlığa girişiliyor. Hazine altınları
İngiltere’ye gönderiliyor, İsrail’le anlaşma yapılıyor. Devlet varlıkları,
Varlık Fonu adlı bir şirkete devrediliyor. Rusya’yla kısa süreli flörtten
sonra, rota yeniden Batı’ya döndürülüyor. Almanya ve İngiltere’nin Başbakanları
ile Genel Kurmay Başkanları, ABD Genel Kurmay Başkanı, CIA Başkanı ve YPG’nin
ABD’deki sözcüsü gibi çalışan Senatör John McCain ard arda Türkiye’ye
geliyor. Türk, Rus ve ABD Genel Kurmay Başkanları Antalya'da toplanıyor. İkinci
Dünya Savaşı öncesi adeta yeniden yaşanıyor. Suriye parçalanıyor Türkiye’nin kırmızı
çizgileri kararıyor. “PYD kantonunun Barzani bölgesi gibi tolere
edilebileceğinden” söz ediliyor. Bunlar olurken, halkın önüne, düzen
değişikliğini içeren ve ayrışmaya yol açan bir seçim getiriliyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




