7 Nisan 2017 Cuma

SURİYE DÜĞÜMÜ: TÜRKİYE-RUSYA-ABD


Suriye ve Ortadoğu, ABD ve Rusya için önemlidir. Ortadoğu’nun petrol ve doğalgazına bağımlı olan Avrupa Birliği ve Çin için de önemlidir. O nedenle Suriye’deki çatışmayı, bloklar arası çatışma olarak görmek gerekir. Ortadoğu’daki egemenlik yarışı, kalıcı bir çatışmayı barındırmaktadır. Suriye, tarihte olduğu gibi bugün de ve Anadolu’yla birlikte; Doğu-Batı arasındaki “altın köprü”dür. Amerikalılar bu nedenle, “Suriye’yi kontrol eden Ortadoğu’yu kontrol eder. Ortadoğu’yu kontrol eden Rusya’nın ve İpek Yolu üzerinden Çin’in anahtarını elinde tutar” diyor.(×) Suriye’de giderek artan gerilim düğümlenmiştir ve bu düğüm içinde yer alan; Türkiye-Rusya-ABD arasındaki ilişkilerde, yapısal karşıtlıklar vardır. Suriye sorununun, Türkiye yararına sağlam bir çözüme kavuşturulması için, ilişkilerde köklü dönüşümlere gitmek gerekmektedir. Bunun için, yani küresel iki büyük güç arasında siyaset yapmak için; yüksek bilinç, tutarlı çizgi, doğru ve kararlı tutum gerekir. Kamusal değerleri dağıtılmış, üretimden yoksun, borca batmış ve hepsinden önemlisi ulusal birliği zedelenmiş bir ülkede; önlemi alınmamış tepkisel değişimler, yalnızca yararsız değil aynı zamanda tehlikelidir.

3 Nisan 2017 Pazartesi

BARZANİ “DEVLETİ", PYD-ABD İTTİFAKI VE TÜRKİYE


Kerkük’ü “Kürdistan”a bağlama hazırlığındaki Mesud Barzani, 27 Şubat’ta Türkiye’ye geldi ve devlet temsilcisi gibi karşılandı. Göndere Kürdistan bayrağı çekildi. Karşılama biçiminden duygulanan ve Türkiye’de ilk kez Kürdistan bayrağıyla karşılandığını söyleyen Barzani, ülke ayırımı yapmadan Kürtlerin tümünü kast ederek; “Kürdistan Bayrağı asıldığında her Kürt hangi duyguyu yaşadıysa bende aynı duyguyu yaşadım” dedi. Bu söze hükümetten herhangi bir tepki gelmedi... ABD, Ortadoğu’daki emperyalist çatışmada kullanmak üzere Kürtleri kümeler halinde ve ayrı ayrı örgütlüyor. Barzani’in KDP’si bu tür yapılanmaların tepe örgütüdür. Barzani Projesi’ni, Türk hükümetleriyle birlikte yaşama geçiren ABD bugün; KDP, PKK, KYB, PYDİ, YPG, GORRAN gibi, varlıkları kendisinin yardım ve desteğine bağlı Kürt örgütlerinin tümü üzerinde etkilidir. ABD ve AB, çıkarı için Kürtleri ve Kürtçülüğü Batı’da popüler kılmıştır. Basında ve siyasi çevrelerde, “21.Yüzyıl, Kürt yüzyılı olacak” sözü sıkça dile getirilmektedir. Kürt örgütleri, Ortadoğu’da yürütülen politikanın gereklerine uygun olarak kullanılıyor ve İsrail’den sonra ABD’nin Ortadoğu’daki tek “müttefiki” haline geliyor.

31 Mart 2017 Cuma

4 MİLYON SURİYELİ NEDEN KABUL EDİLDİ


Dört milyon Suriyeliye yani küçük bir ülke nüfusu kadar insana, yurttaşlık hakkı verilmek isteniyor; bir kısmına verildi. Dünya tarihinde; birçok savaş, işgal ve zora dayalı göç yaşandı. Ancak, en yoğun göçlerde bile, bu kadar insan bu kadar kısa sürede; bir ülkeden başka bir ülkeye göç etmedi. Hiçbir ülke, bu kadar yoğun bir göçü kabul etmedi. Ülkesi ne denli büyük olursa olsun hiçbir devlet, bu kadar insanı içine almadı. Hükümet, sığınmacılara vatandaşlık verilmesinde ayak diretirse, altından kalkamayacağı bir işe girişmiş olacak ve Türkiye’ye büyük zarar verecektir. Bu çılgın girişimin kuşkusuz bir nedeni vardır. Yapılmaya çalışılan, güncel politikanın sınırlarını aşan ve doğrudan ulusal varlığa yönelen yıkıcı bir eylemdir. “İnsani duygularla”, “mazluma yardımla” bir ilgisi yoktur. Musul ve Kerkük Kürtleşirken Anadolu Araplaşmaktadır. Suriyelilere vatandaşlık düşüncesi, Osmanlı’dan miras kalan ve Anadolu Türklüğünü ayrıştırmaya yönelen gözükara ve akıldışı bir tasarımdır. Anadolu’da binlerce yılda oluşan Türkleşme sürecine darbe vurmaktır.

27 Mart 2017 Pazartesi

KÖPRÜ-YOL POLİTİKASI VE GERÇEKLER



Asma köprülerin beşincisi olan Çanakkale Köprüsü, ikisi Kore ikisi Türk 4 şirketten oluşan konsorsiyuma verildi. Yöntem öncekilerle aynıydı. Konsorsiyum adı verilen geçici ortaklık, içine yüksek teknolojiye sahip 2 Kore firmasını almış, yap-işlet-devret yöntemiyle köprü yapımını üstlenmişti. Bankalardan kredi alınacak, bu kredilere devlet kefil olacaktı. Hükümet, yapılan işe karşılık, şirkete, 16 yıl 2 ay işletme imtiyazı ve kar garantisi verecekti. Öncekilerde olduğu gibi, kar oranı yüksek tutulacak ve bu karı, yolları-köprüleri kullansa da kullanmasa da halk ödeyecekti. Hükümet, kredi kefaletiyle yalnızca borçlanıyor ve bu borcu halkın üzerine yıkıyordu. Çıkarını ve geleceğini göremez duruma gelen halk ise, bu büyük eserleri ülkesine kazandıranları! şükranla anacak ve arabasıyla köprüden geçmenin ya da denizi seyretmenin keyfini yaşayacaktı. Türkiye’nin köprü ve yol politikası buydu.

21 Mart 2017 Salı

ADA İŞGALLERİ, KIBRIS, İSRAİL; ULUSAL HAKLAR SATILIYOR MU



Türkiye, tehlikelerle dolu karmaşık bir süreçten geçiyor. İç siyasette sıradışı olaylar yaşanırken, dış ilişkilerde bilinmezliklerle yüklü kaygı verici gelişmeler oluyor. Ada işgallerine sessiz kalınırken, zorlayıcı bir neden olmamasına karşın Kıbrıs için pazarlığa girişiliyor. Hazine altınları İngiltere’ye gönderiliyor, İsrail’le anlaşma yapılıyor. Devlet varlıkları, Varlık Fonu adlı bir şirkete devrediliyor. Rusya’yla kısa süreli flörtten sonra, rota yeniden Batı’ya döndürülüyor. Almanya ve İngiltere’nin Başbakanları ile Genel Kurmay Başkanları, ABD Genel Kurmay Başkanı, CIA Başkanı ve YPG’nin ABD’deki sözcüsü gibi çalışan Senatör John McCain ard arda Türkiye’ye geliyor. Türk, Rus ve ABD Genel Kurmay Başkanları Antalya'da toplanıyor. İkinci Dünya Savaşı öncesi adeta yeniden yaşanıyor. Suriye parçalanıyor Türkiye’nin kırmızı çizgileri kararıyor. “PYD kantonunun Barzani bölgesi gibi tolere edilebileceğinden” söz ediliyor. Bunlar olurken, halkın önüne, düzen değişikliğini içeren ve ayrışmaya yol açan bir seçim getiriliyor.