19 Mart 2015 Perşembe

HÜRRİYET VE İTİLAF FIRKASI


Hürriyet ve İtilaf Fırkası’nın izlencesi (programı), günümüzde global liberalizm adıyla yürütülmekte olan politikalarla büyük bir benzerlik içindedir. 20. Yüzyıl gibi pekçok değişimin gerçekleştiği uzun ve devingen bir dönemden sonra varlığını sürdüren politik benzeşme, birçok kişiye şaşırtıcı gelebilir. Ancak, bu benzeşme yaşanmış ve yaşanmakta olan gerçektir ve kuşkusuz bir nedeni vardır. Bunun nedeni, emperyalizmin varlığ ve Batının Türkiye üzerindeki egemenliğini bugün de sürdürüyor olmasıdır. Milliyetçiliği yadsıyan Osmanlıcılık, ademimerkeziyetçilik diye tanımlanan yerel yönetimcilik, etnik temelli federasyonculuk, serbest ticaret, işbirlikçi özel girişimcilik; yüzyıl önce yazılan ve bugün yoğun olarak uygulanan ekonomik-siyasi belgeler gibidir. Hürriyet ve İtilaf anlayışı bugün, aynı işgal döneminde olduğu gibi, rakipsiz bir siyasi işleyiş durumuna gelmiştir. Siyasi partilerin hemen tümü, bu anlayışı temsil eden bir çizgi izlemektedir. Hürriyet ve İtilaf, artık tek bir parti değil, bütün partilerdir.


İttihatçılara Karşıtlık

Gazeteci Tahir Hayrettin Bey, II.Meşrutiyet’ten sonra kurulmuş olan Mutedil Hürriyetperveran ve Ahrar fırkalarını bir araya getirerek 21 Kasım 1911’de Hürriyet ve İtilaf Fırkası’nı kurdu. Fırka’nın temel amacı, belki de tek amacı, İttihat ve Terakki’ye karşı olmak ve Batıyla tam olarak bütünleşmekti.
Tahir Bey, siyasi anlayışını Prens Sabahattin’in görüşlerinden alıyor, izlecesinde Osmanlıcılık, ademimerkeziyetçilik, teşebbüsi şahsi (özel girişimcilik), meşrutiyetçilik ve liberalcilikten yana olunduğu yazıyordu. Değişik kesimlerden insanlar, ulusçu bir çizgiye yönelen “ittihatçıları durdurmak” ve “iktidarlarına son vermek” için, dış destekle bir araya geliyor, güçlerini bu amaç için birleştiriyordu. Rum, Ermeni, Arnavut, Arap, Bulgar kökenli ayrılıkçı unsurlar, Batıcı aydınlar (münevveran), Prens Sabahattin yandaşları, kimi medrese hocaları (ilmiye mensupları), sosyalistler1 Hürriyet ve İtilaf çatısı altında toplanıyordu.

Kurucular

Hürriyet ve İtilaf Fırkası’nın kurucuları arasında; İsmail Hakkı Paşa, Arap milliyetçisi Abdülhamit Zehravi (ayrılıkçı eylemleri nedeniyle 1916’da idam edildi), Şeyhülislam Mustafa Sabri, Deli Fuat Paşa, Ermeni Dr.Dagavaryan, Dr.Rıza Nur, Miralay Sadık Bey ve Damat Ferit Paşa gibi kişiler vardır. Damat Ferit, partinin ilk genel başkanı oldu, sağlık nedeniyle ayrılınca yerine Fuat Paşa geçti.

Yüzyıllık Öykü

Hürriyet ve İtilaf Fırkası’nın izlencesi , günümüzde global liberalizm adıyla yürütülmekte olan politikaların hemen aynısıdır. Ulusçuluğu yadsıyan Osmanlıcılık, ademimerkeziyetçilik diye tanımlanan yerel yönetimcilik, etnik temelli federasyonculuk, dış serbest ticaret, işbirlikçi özel girişimcilik; yüzyıl önce yazılan ve bugün yoğun olarak uygulanan ekonomik-siyasi belgeler gibidir.
İngilizler’in destek ve denetimiyle kurulan Fırka, kendisini var eden ve 1902’den beri çalışan Teşebbüsi Şahsi Ademi Merkeziyetçilik Cemiyeti ile birlikte, etnik sorun yaşayan Osmanlı topraklarında örgütlenmeye çalıştı. Ermeniler başta olmak üzere çeşitli azınlık topluluklarından destek buldu.

Prens Sebahattin

Hürriyet ve İtilaf içinde olduğu kadar, azınlıklar içinde de etkili olan Prens Sebahattin’e göre, asıl sorun “Abdülhamit’in devrilmesi değil”, toplum yapısının tümden değiştirilerek Avrupa gibi olunması, “Doğunun kamucu toplum biçiminden (iştiraki toplum), Batılı bireyci (infiradi) topluma” geçilmesiydi. Bu yapılmadığı sürece, “Doğulu toplumlar ilerleyemez” ve “baskı altında yaşamayı” hak ederlerdi.2

Eylemler

1912’de, seçimlerde hile yapıldığı gerekçesiyle, Meclis içinde ve dışında eylemlere giriştiler. Önce, Meclis’teki anayasa görüşmelerini engellediler. Başkan Yardımcısı Miralay Sadık Bey aracılığıyla, alaylı (harp okulu mezunu olmayan) subaylarla ilişkiye geçerek İttihatçı milletvekillerini tehdit ettiler.
Daha sonra, Bab-ı Ali’yi basarak Nazım Paşa’yı sadrazam yapmak istediler. İttihatçılar önce davrandı ve baskını onlar gerçekleştirdi. Bunun üzerine, 13 Haziran 1913’de, İttihatçıların desteklediği ancak yansız bir politika izleyen Mahmut Şevket Paşa’yı öldürdüler.

Yeniden Örgütlenme

Hürriyet ve İtilaf Fırkası, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra İttihat ve Terakki kapanınca yeniden ortaya çıktı ve 14 Ocak 1919’da örgütlenmeye başladı. Yeni kuruluş içinde; Nuri Paşa, Seyit Abdülkadir, Mustafa Sabri (Şeyhülislam), Ali Kemal (Kurtuluş Savaşı sonunda halk tarafından linç edildi), Gazeteci Refik Halit Karay (Kurtuluş Savaşı’ndan sonra, 150’liklerle yurt dışına sürüldü) ve Rıza Tevfik Bölükbaşı (Osmanlı Devleti adına Sevr’i imzalayanlardan biri, 150’liklerle yurt dışına sürüldü, 1938’de çıkarılan afla geri döndü) gibi isimler yer aldı.
Fırka’nın kuruluşu 22 Ocak 1919’da yayımlanan bir bildiriyle duyuruldu. Bildiri’de; “Hürriyet ve İtilaf’ın yeniden doğduğu”, “ülkenin en güçlü partisi olduğu” söyleniyor ve fırkanın “ittihatçılar dışında, tüm siyasi guruplara” özgür bir çalışma ortamı sağlayacağı açıklanıyordu. Özgürlükçü açıklamalarına karşın İtilafçılar’ın ilk işi, “ittihatçı işi” saydıkları, Müdafaa-i Hukuk devinimini (hareketini) önlemek için girişimlerde bulunmak oldu.
Ülke yenilmiş, siyasi yapılar dağılmıştı. Bu nedenle kendilerini rakipsiz sayıyor, galip devletlere, özellikle de İngilizlerle olan ilişkilerine güveniyorlardı. Müdafaa-i Hukuk örgütlenmesini önlemek için, büyük paralar harcayarak, Anadolu’da çalışmalar yaptılar ve milli mücadeleye karşı ayaklanmalar düzenlediler.

İstanbul Basını

Hürriyet ve İtilaf’ı destekleyen yayın zinciri; Teşkilat, Takdirat, Tamirat, Merih, Hemrah, Islahat, Şehrah, İfham gazeteleriyle gelişiyor; İkdam, Yeni İkdam, İktiham, Alemdar ve Peyami Sabah’la tamamlanıyordu.
Bu gazetelerde, Ali Kemal, Mustafa Sabri, Refii Cevat (Ulunay), Refik Halit (Karay) gibi çok sayıda işbirlikçi gazeteci, Mustafa Kemal başta olmak üzere; Kurtuluş Savaşı önderleri için aşağılama içeren sert yazılar yazıyorlardı. “Hainler”, “ahlaksızlar”, “zalimler”, “alçaklar”, “kabadayılar”, “eşkiyalar” sıkça kullanılan3 sözcüklerdi. Onlara göre, ulusal bağımsızlık savaşı verenler, “yeni Celalîler” di, o nedenle ulusal kurtuluşçulara “Kemalîler” diyerek alay ediyorlardı.4

Satılmış Kalemler

Refik Halit, 9 Ocak 1920 tarihli Alemdar’da Mîsakı Milli düşüncesine karşı çıkıyor ve Kurtuluş Savaşı’nı aşağılayıcı sözcüklerle yeriyordu. Mîsakı Millî’nin ne denli “gayri milli”, “çirkin” ve “telaffuzu zor” bir “kelime” olduğunu yazıyor ve şunları söylüyordu: “Bizim için tutulacak tek yol, tek kurtuluş yolu Mütareke’den hemen sonra İngiltere ile beraber yürümek için siyasi girişimde bulunmaktı. Bereketi bol olsun, başımıza bir ‘milli’ daha çıktı (Ankara’yı kast ediyor y. n.). Geceler ortaya bir ‘milli’! yavru daha attı: Mîsak-ı Milli. Aman Allahım, telaffuzu ne güç, ne çirkin, ne gayri milli bir kelime.”5
Refii Cevat’ın yazdıkları, tarihte örneği az görülen açık ihanet belgeleri konumundadır. Yunan Ordusu’nun genel bir saldırıya geçtiği günlerde şunları yazıyordu: “Yunanlılar, silah omuzda bütün Anadolu’yu baştanbaşa kat edecekler... Bu serseriler (Türk Ordusu y.n.), karşılarında muntazam bir kuvvet gördüklerinde çil yavrusu gibi dağıldılar... Görüyoruz ki Yunanistan kısa bir süre içinde çapulcuları (Kurtuluş Savaşçılarını y.n.) tamamen ortadan kaldıracaktır.”6 Kurtuluş Savaşı’ndan sonra, 150’liliklerle birlikte Türkiye’den çıkarılan Refii Cevat, daha sonra çıkarılan afla Türkiye’ye gelecek ve Milliyet gazetesinde uzun yıllar köşe yazıları yazacaktır.

Sevr’i İmzalayanlar

Hürriyet ve İtilaf, ilk genel başkanları Damat Ferit’in Kurtuluş Savaşı süresince İstanbul’da kurduğu beş hükümete de, bakan (nazır) verdi. İngilizler’in ve padişahın desteğini arkasına alarak, işgalci devletlerin isteklerini yerine getiren bir politika yürüttü. Mütareke döneminin işbirlikçi iktidar partisiydi. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk hareketi güçlendikçe, halka dayanmadığı için güçsüz olan etkisini, tümüyle yitirdi. Etkisizleşme, yürüttüğü teslimiyet politikasını önlemedi, tersine işbirlikçiliği daha da yoğunlaştırdı.
Sevr Antlaşması’nın görüşüldüğü Saltanat Şurası’nın hemen tüm üyeleri İtilafçıydı. Sevr’in kabul edilmesine, bu Şura’da karar verildi ve Beşinci Damat Ferit Hükümeti, anlaşmayı onayladı. Maarif Nazırı Bağdatlı Hadi Paşa, Rıza Tevfik (Bölükbaşı) ve Bern Büyükelçisi Reşat Halis, anlaşmayı Paris’te imzalayan İtilafçılardı.

Sürgün

Bağımsızlık Savaşı’nın gelişmesiyle Rıza Nur, Ahmet Ferit (Tek) gibi az sayıda İtilafçı Ankara’ya gelerek TBMM’ne katıldı. Savaşın kazanılması üzerine çok sayıda parti üyesi yurt dışına kaçtı. Kalanlardan bir bölümü de 150’liliklerle birlikte Türk vatandaşlığından çıkarılıp yurt dışına sürüldü.
Miralay Sadık Bey, Damat Ferit, Şeyhülislamlar Mustafa Sabri Hoca ve Dürrizade Abdullah Efendi, Nakşibendi Şeyhi Konyalı Zeynelabidin, Dr.Rıza Tevfik, Gümilcineli İsmail Bey, Çerkes Arslan Bey, Dahiliye Nazırı Mehmet Ali Bey gibi kimi fırka yönetici ve yandaşları İngilizler’in yardımıyla Romanya, Mısır ya da Avrupa’ya kaçtılar.7

Siyasi Af ve Geri Dönüş

1938’de çıkarılan bir af yasasıyla itilafçı sürgünler geri döndü. Refi Cevat, Ulunay, Refik Halit ise Karay soyadlarını alarak gazetelerde yazı yazmayı sürdürdüler. Batıya teslimiyete dayanan işbirlikçi Hürriyet ve İtilaf siyaseti ve anlayışı, işgal günlerinde açıktan, Atatürk döneminde örtülü biçimde savunuldu.
İtilafçı anlayış, Atatürk’ün ölümünden sonra giderek artan bir yoğunlukla yeniden açık hale geldi. Günümüzde ise ulusal bağımsızlığa cepheden saldıran işbirlikçi bir siyasete dönüştü. Hürriyet ve İtilaf anlayışı bugün, aynı işgal döneminde olduğu gibi, “rakipsiz” bir siyasi işleyiş durumuna gelmiştir. Meclis’deki siyasi partilerin tümü, bu anlayışı temsil eden bir çizgi izlemektedir. Hürriyet ve İtilaf, Türkiye’de artık tek bir parti değil, bütün partilerdir.

DİPNOTLAR
  1. Orta Asya” Jean Paul Roux, Kabalcı Yay., 2001, sf. 291
  2. a.g.e. sf. 365
  3. a.g.e. sf. 366
  4. a.g.e. sf. 292
  5. a.g.e. sf. 293
  6. a.g.e. sf. 293
  7. a.g.e. sf. 293

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder