Başarılı olabilmek için, “büyük
bir irade gücüne”,
nitelikli düşünsel donanım ve sınırsız bir yurt sevgisine
gereksinim vardı. Bu nitelikler ise, “doğal
sürükleyici bir güç”
olarak onun yaradılışında bulunuyordu. Aynı nitelikler, yoksul
ve eğitimsiz görünen Türk halkının doğal yapısında da vardı.
İnançlı bir yurtseverin yapması gerekeni yapacak; kendi gücünü,
kaynağı olan millet gücüyle birleştirerek, ülkesini kurtaracak
bir eyleme, ulusal bağımsızlık eylemine girişecekti. Bu girişim,
kendi adına bir şey istemeyen, “şan
ve şeref peşinde koşmayan”,
yalnızca “geleceğin
Türkiyesi üzerinde tasarladığı yapıcı düşüncelere”
yönelmiş olan bir yurtseverin tutkulu eylemiydi.
Ülkemizde toplumsal muhalefetin ve siyasi tartışmanın yoğunlaştığı bir dönem yaşanıyor. Kendiliğinden gelişen kitlesel eylemlerin ve siyasi tartışmaların niteliğini yükseltmek amacıyla bu bloğu oluşturduk. Hiçbir parti, grup ve toplulukla bağımız yoktur. Yazar Metin Aydoğan'ın yazılarını yayınlayacağız. Düşünsel yaşamımıza katkı koyacağına inandığımız yazıların, bilimsel tartışmalara yol açmasını diliyoruz.
19 Mayıs 2014 Pazartesi
17 Mayıs 2014 Cumartesi
ÖZELLEŞTİRME İDEOLOJİSİ
Günümüz
dünyasında endüstriyel üretimi düşük, ekonomik ve mali
yapılanması yetersiz gelişmekte olan ülkelerde, devletin ekonomik
gücünü büyük oranda Kamu İktisadi Kuruluşları (KİT)
oluşturur. KİT yatırımlarının artması ve bu yatırımların
verimli bir işleyiş içinde geliştirilmesi, azgelişmiş ülkelerin
kalkınabilmesi için tek şanstır. Dünyada, devletin ekonomik
destek ve katılımı olmadan kalkınabilmiş bir ülke yoktur.
Batının gelişmiş ülkelerinin kalkınması ekonomik devletçilik
olarak tanımlanan Merkantilizme dayanır. Devlet kalkınmada öncüdür
ve bu görevi yaptığı oranda güçlenmiştir. Bugün, azgelişmiş
ülkelerde devletin ekonomik dayanaklarının özelleştirme adıyla
yokedilmesi gerçekte ulus devletin yok edilmesidir. Bu nedenle,
özelleştirme uygulamaları ekonomik değil, emperyalizmi anlatan
ideolojik bir girişimdir. Azgelişmiş ülkelerin varlığını
sürdürebilmesi için tek dayanağı olan ulus-devletin yok
edilmesidir.
15 Mayıs 2014 Perşembe
ANADOLU’DA YUNAN İŞGALİ
Yunan Ordusu tarafından İzmir’de
başlatılan silahlı şiddet, kendiliğinden ortaya çıkan anlık
bir düşmanlık tepkisi değil; her yönüyle düşünülmüş,
amacı belli ve planlı bir göç
ettirme eylemiydi.
Anadolu’yu, Antik Çağ’dan beri mülkünün
bir parçası, Ege’yi bu mülkün
iç denizi gören ve Alman Profesör K.Kruger’in
“megalo manyak emeller”
dediği, değişmez
Grek anlayışına dayandırılmıştı. Megalo
İdea, 3 bin yıl sonra,
şimdi gerçekleşecekti. Belirlenen amacın doğal sonucu, ele
geçirilecek topraklarda yaşayanların yerlerinden çıkarılması,
yani göçe zorlanmasıydı. Böyle bir sonucu elde etmek için doğal
olarak kıyım, üstelik iyi tasarlanmış bir kıyım gerekliydi.
Engel tanımayan bir terör dalgasını, bağlarından boşanmış
bir yoketme isteğiyle gittikleri her yere yaydılar. Saldırdılar,
soydular, ırza geçip hakaret ettiler; yaktılar, yıktılar ve
öldürdüler. Kendilerini, topraklarına geri dönen yeni efendiler
olarak görüyorlardı. Müslüman halkı, terör yoluyla yaşadıkları
topraklardan kaçıracaklardı.
14 Mayıs 2014 Çarşamba
BÜYÜK TÜRK GÖÇLERİ
Türk
tarihi, Büyük
Göçler
ve göçleri
ortaya çıkaran nedenler bilinmeden; dünya tarihi ise, bu göçlerin
başka toplumlara yaptığı etki ve yarattığı sonuçlar
anlaşılmadan kavranamaz. Yedi bin yıl süren göç’ler
Türk toplumunun özyapısına
(karakterine)
biçim vermiş ve bugün de yaşamakta olan, belli ki daha da
yaşayacak olan birçok toplumsal özelliğe kaynaklık etmiştir.
Yokolmamak için örgütlü, güçlü ve bilgili olmayı gerektiren
göç
eylemi;
Türk toplumunu, geçmişine önem veren, paylaşımcı, dayanışmacı
ve yenilikçi bir toplum yapmıştır. Durağanlığı, tutuculuğu
ve uyuşukluğu sevmeyen; her zaman devingen ve atak, öğrenmeye ve
bilime önem veren, doğayı ve insanı esas alan Türkler; bu
nitelikleri büyük oranda, binlerce yıl süren göç
eylemi
nedeniyle kazanmıştır.
12 Mayıs 2014 Pazartesi
TÜRK TARİHİ VE ORTA ASYA
Orta
Asya’da
ortaya çıkan, orada gelişip serpilerek geniş alanlara yayılan
Türk uygarlığı, pek çok kültürle iç içe geçmiş ve hemen
hiçbir toplumda görülmeyen bir yoğunlukla, bu kültürlerle
kaynaşmıştır. Tarihin her döneminde ve neredeyse sonsuz bir
çeşitlilikle, kültürleri etkilemiş
ya da onlardan etkilenmiş
ve
sıradışı ilişki yoğunluğu içinde, kimsenin beğenisine,
yergisine ya da karşı çıkışına aldırış etmeden, uygarlık
tarihinde yerini almıştır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
