1838 yılında İngiltere’yle imzalanan Serbest Ticaret Antlaşması,
günümüzdeki Avrupa Gümrük Birliği Protokolüne; 1839 da başlayan Tanzimat
uygulamaları ise, Avrupa Birliği uyum düzenlemelerine denk gelir. Konu
incelendiğinde, tarihin yüzyetmişbeş yıl sonra bu denli yinelenmiş olması çoğu
kimseye şaşırtıcı gelecektir. Tarihten ders alınmadığı için, yaşananlar yeniden
yaşanmıştır. Tanzimat Osmanlıyı çökertti, Avrupa Birliği Türkiye’yi yok oluşa
götürüyor. Bu gerçeğin görülmesi gerekir. Bu amaçla, Tanzimat uygulamalarıyla
Avrupa Birliği ilişkilerini içeren çalışmayı üç bölüm olarak ard arda
yayınlayacağız. Okuyunuz ve değerlendiriniz.
Ülkemizde toplumsal muhalefetin ve siyasi tartışmanın yoğunlaştığı bir dönem yaşanıyor. Kendiliğinden gelişen kitlesel eylemlerin ve siyasi tartışmaların niteliğini yükseltmek amacıyla bu bloğu oluşturduk. Hiçbir parti, grup ve toplulukla bağımız yoktur. Yazar Metin Aydoğan'ın yazılarını yayınlayacağız. Düşünsel yaşamımıza katkı koyacağına inandığımız yazıların, bilimsel tartışmalara yol açmasını diliyoruz.
Osmanlı İmparatorluğu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Osmanlı İmparatorluğu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Aralık 2013 Pazartesi
30 Ekim 2013 Çarşamba
I. MEŞRUTİYET
29
Ekim 1923’de ilan edilen Cumhuriyet’in niteliğini anlamak için, I.(1876) ve
II.(1908) Meşrutiyet’in ele alınması ve 1876 ile 1923 arasındaki 47 yıllık
sürecin değerlendirilmesi gerekir. Önemli olan nereye gelindiği değil nereden
nereye gelindiğidir. Kimi tarihçiler, birinci Meşrutiyet’i mutlak monarşiye
karşı yapılan demokratik bir girişim ve yenilikçi bir hareket olarak değerlendirir;
cumhuriyet düşüncesinin oluşmasına katkı koyduğunu söyler. Bu, gerçeğe uyan bir
saptama değildir. I.Meşrutiyet, yabancıların isteklerine göre politika
belirlemenin ve bunu halka başarıymış gibi sunmanın örneklerinden biridir. İçi
boş taktik bir girişimdir. Bu niteliğiyle günümüzdeki AB uygulamalarına benzer.
Sırp ayaklanmasının sürdüğü ve Osmanlı İmparatorluğu aleyhine yeni sınır
belirlemelerinin düşünüldüğü günlerde, padişah, Avrupa ülkelerini İstanbul’da
toplantıya çağırmıştı. “Tersane
Konferansı” adı verilen bu toplantıda, dört ay önce tahta çıkan 2.Abdülhamit, Avrupalılara güven verip
sınır değişiminden vazgeçmelerini isteyecekti. Toplantı sürerken (26 Aralık
1876) şamatalı gösterilerle Meşrutiyet ilan edildi. Göstermelik bu girişimin,
doğal olarak gerek Avrupalılar ve gerekse halk üzerinde bir etkisi olmadı. 11
ay sonra da ortadan kaldırıldı.
29 Ekim 2013 Salı
II. MEŞRUTİYET
1908
yılında ilan edilen ve II.Meşrutiyet olarak tanımlanan toplumsal devinim,
demokratik devrim olarak değerlendirilir. Kendilerine özgü koşulların gözardı
edilmemek koşuluyla, bu değerlendirmeyi kabul etmek gerekir. II.Meşrutiyet
girişimi halka ulaşarak köklü toplumsal gelişimler sağlamasa da, Türk siyasi
yaşamına ulusçu duygularla biçimlenen yurtsever bir canlılık getirmiştir.
Yenilikçi arayışlar içine girilerek, o güne dek söylenmeyenler söylenmiş,
yapılmayanlar yapılmıştır. II.Meşrutiyet Türk toplumunun gelişim sürecinde
ilerlemeye yönelik önemli bir adım olmuştur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


