orta asya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
orta asya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mayıs 2014 Çarşamba

BÜYÜK TÜRK GÖÇLERİ




Türk tarihi, Büyük Göçler ve göçleri ortaya çıkaran nedenler bilinmeden; dünya tarihi ise, bu göçlerin başka toplumlara yaptığı etki ve yarattığı sonuçlar anlaşılmadan kavranamaz. Yedi bin yıl süren göç’ler Türk toplumunun özyapısına (karakterine) biçim vermiş ve bugün de yaşamakta olan, belli ki daha da yaşayacak olan birçok toplumsal özelliğe kaynaklık etmiştir. Yokolmamak için örgütlü, güçlü ve bilgili olmayı gerektiren göç eylemi; Türk toplumunu, geçmişine önem veren, paylaşımcı, dayanışmacı ve yenilikçi bir toplum yapmıştır. Durağanlığı, tutuculuğu ve uyuşukluğu sevmeyen; her zaman devingen ve atak, öğrenmeye ve bilime önem veren, doğayı ve insanı esas alan Türkler; bu nitelikleri büyük oranda, binlerce yıl süren göç eylemi nedeniyle kazanmıştır.

12 Mayıs 2014 Pazartesi

TÜRK TARİHİ VE ORTA ASYA



Orta Asya’da ortaya çıkan, orada gelişip serpilerek geniş alanlara yayılan Türk uygarlığı, pek çok kültürle iç içe geçmiş ve hemen hiçbir toplumda görülmeyen bir yoğunlukla, bu kültürlerle kaynaşmıştır. Tarihin her döneminde ve neredeyse sonsuz bir çeşitlilikle, kültürleri etkilemiş ya da onlardan etkilenmiş ve sıradışı ilişki yoğunluğu içinde, kimsenin beğenisine, yergisine ya da karşı çıkışına aldırış etmeden, uygarlık tarihinde yerini almıştır.


9 Mayıs 2014 Cuma

TARİHTE TÜRKLER




 “Türk tarihi üzerine yazı yazanların çoğu, böyle bir işi yapabilmek için varolan kaynaklardan habersiz kişilerdi ve bunlar genel bir önyargıya bağlıydılar. Ancak, Harold Bowen’in belirttiği gibi, Türkiye ve Türkler, kendileri üzerine bilimsel çalışma yapanlar üzerinde, tutkulu duygular uyandırıyordu. Bunlar, ‘Türk acımasızlığı’ gibi yalanlara tepki duyuyor ‘Türk muhteşemliği, inceliği ve çekiciliğinin’ etkisine giriyorlardı.” Zeine N.Zaine


30 Nisan 2014 Çarşamba

ESKİ TÜRKLERDE EĞİTİME VERİLEN ÖNEM



Türkler, çetin doğa koşullarına ve göçlerin güçlüklerine dayanmak için örgütlü olmak zorundaydılar. Bu zorunluluk, bilgili ve bilinçli olmayı gerektiriyordu. Bilgi ve bilgiye ulaşmanın aracı olarak eğitime Türkler’in, neredeyse bir yaşam sorunu gibi önem vermelerinin temelinde yatan neden budur. Türkler çocuklarına, her zaman ve her koşul altında, ailede ya da okulda, yüzeysel ya da kapsamlı, hangi biçim ve nitelikte olursa olsun; yaşam özelliklerini, geleneklerini ve ahlakını öğretmeyi bilmişlerdir.


7 Nisan 2014 Pazartesi

DOĞU AYDINLANMASI – 1




9.yüzyıldan başlayarak 14.yüzyıla dek süren beşyüz yıl içinde; Güneybatı Asya, İran, Mezopotamya, Anadolu ve Müslüman egemenliğindeki İspanya’da, sıradışı uygarlık gelişimi ve bir aydınlanma yaşandı. İslam yayılmasına denk düşen bu uzun dönem içinde, Antik Çağ yapıtları incelendi, eleştirildi, geliştirildi ve yalnızca Antik Çağ’ı değil, kendi dönemini de aşan görkemli bir bilimsel gelişme yaratıldı. Ön Asya’nın büyük-küçük kentleri; okullar, kütüphaneler, basımevleri, kağıt hamuru atölyeleri, çeviri merkezleri ve buraları boş bırakmayan insanlarla doldu. Uyanış o denli kapsamlı ve yaygındı ki, tarihi bilenler bile bu uyanışın nedenlerini açıklamada zorlandılar. Dünyanın büyük bölümü özellikle Avrupa, Orta Çağ karanlığını yaşarken, Bağdat’ın ya da Semerkant’ın sokakları, birkaç dil bilen, “öğrenmek için yapmayacağı şey olmayan” insanlarla dolup taşıyordu.